Bu müze
sadece sevme ve sevilme kapısında başlar
ama
çıkış aramaz
Yokluk
duvarlara usulca yazılmıştı.
Ama sen,
ışığını kaybetmemiştin.
Sevincin
Bugün senin yürüdüğün yollarda yürüdüm,
taşları eski, sesi yorgun sokaklardan.
Kim bilir hangi eşikte durdun,
hangi kapıya dostluğunu bıraktın?
Hangi pencerede gözlerin,
bir yabancının bakışlarına çarptı?
Vapur esiyordu.
Haliç, unutmayı öğrenmiş
bir aynaydı.
Dalgasız bir zaman,
içe çekilmiş bir nefes.
...
Zilinize basıp kaçasım var.
Basıp kaçasım var,
basıp kaçasım var,
Gözleri renklerime değiyor
ama tepkisiz bir ebeveyn gibi
sessiz / uzak / boş
kalbim hafifçe çarpıyor
bir gurur / bir utanma
Sana yazılan,
kapında unuttu kendini.
İki gün
söz değil, suskunlukla soluyan
bir parça kâğıt,
bir parça ben…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!