evimize gittim baba...
keşke gitmeseydim, içim yandı.
nasıl desem sana,
üzmeden nasıl anlatsam bilmem ki?
yanmış baba, evimiz yanmış;
içindeki eşyalarla birlikte..
bahar gelmiş olsa da
bendeki ayaza nispet...
uzun sürecek gibi
sevinç içinde bütün tabiat;
boşuna mı?
pencereme düşünce
ve denize sarılırken ay
müzmin bir tembelin
çevikliğiyle doğrulurken
uzandığım kanepeden
içime dolardı bütün ışıklar
bugün uzun uzun seni anlattım bana...
bakamadığım gözlerini...
biliyordum, bir kerecik göz göze gelsek
gözlerimdeki boşluğu göreceğini;
başım öne eğik duruşum işte bu yüzdendi.
hava sisli de olsa
yoktu bir önemi
malta erikleri hâlâ
çiçek telaşındaydı
umursamıyorlardı
arıların sesini
“dün akşam inerken merdivenlerden,
ayaklarım birbirine dolaşıp tökezledim birden,
bazen koşar adım yürüsek de, yerimizde sayarız
çoğu zaman”
bu gün sana beni anlatacağım
ne zamandır böylesin, hiç düşündün mü
yıldızların göz kırpmalarını, güllerin gülüşünü
sevginin sıcaklığını ve aşkın hüznünü
en son ne zaman yaşadın
hiç dilek tuttun mu, seher yıldızına bakıp
bugün yine senin özleminle
dolup taşıyorum
engel olmaya çalıştıkça
coşuyor gözpınarlarım
engel olamıyorum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!