Bir ses beklemek senden,soluk beklemek.
Suskunluğun en acımasız olduğu zamanlardayım.
Bari gölgeni gönder sokağıma.
Kayboluyorum yabancı gözlerin kimliksiz koyuluğunda.
Ömür dediğin bir nefeslik.
Bir çiğ tanesi gibi düştüm dünyaya.
Kimseler farkedemeden gömüldüm toprağa.
Hasret koymuşlar adımı.
Gözümün gördüğü, aklımın erdiği,
Gönlümden geçen ne varsa Hasret kaldım.
An gelir bir gece vakti,
Koynuna girip sarılırsam boynuna,
Yalnızlığıma pay biçme.
Özlemler ağır bastığından.
An gelir bir yol ortasında.
Nasıl kapanır bu mesafe.
Nasıl aşılır bunca yol.
Hepsi yağmurun suçu.
Kokunu getirdi yine.
Anıların girdabına,
Sürükledi beni yine.
Yağmur getirmemeli kokunu.
Sesin duyulmamalı olur olmadık zamanlarda.
Bir çocuğun gözlerinde, görülmemeli gülüşün.
Ellerin, ah ömrümün can yongası.
Gönlümün rızık kapısı, huzurum.
Seven insanın yanlız uyuması
Sokak lambalarının aydınlattığı tenini,
Sevmelere doyamamıştım oysa.
Hep geceler düşmüştü payımıza.
Aşkı yaşamak için kör karanlığı
Beklemek zorunda olan baykuşlardık biz.
Dışarıda gürül gürül yağmur.
Mahsun bakan bir çift göze,
Kul eyledin beni deli gönül.
Karanlığın yetmez gibi.
Gülüşünü doladın yüreğine.
Bunca acı yetmez gibi.
Kor alevlere attın kendini.
Her hücreme nüfus eden varlığını
Açıklamak imkansız .
Bir Berzah aleminde birbirine karışıp
Yer yüzüne inmiş ruhlarımız.
Elin elime ilk deydiğinde
Tanıdım eksik yanımı.
Ey aşk!
Söyle sen nesin?
Azdan daha çok,
Çoktan daha az değilsin.
Varoldun ki içimdesin.
Aşk gibi bekliyor ellerin.
Bu kokuyu bilirim;
Bahar gibi kokar aşklar.
Rengârenk çiçekler yollarında.
İçinde ısıttın beni.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!