Hasret Sayınta Şiirleri - Şair Hasret Sa ...

Hasret Sayınta

[ Her şey yaşandığı kadar güzelmiş.]
Sensizlikle nasıl baş edeceğimi de,
Düşündün mü bunu söylerken.
Boğulduğum o koca boşluğu, varlığınla doldurup,
Beni gülüşünle kandırıp,
O boşluğa bir de yokluğunu eklediğinde,

Devamını Oku
Hasret Sayınta

Hiç bu kadar uzun gitmemiştin,
Gölgeni de alarak yanına.
Ne çok acı çekti yüreğimiz.
Nice yaşlar karıştırdık yağmurlara.
Bir sokakta karşılaşma ihtimalimiz,
Kaç milyarda bir.

Devamını Oku
Hasret Sayınta

Adını koyamadığın aşkımız,
Yükselttiğin çığlıkların içinde,
İntihar ediyor ger gün.
İşte avuçlarımıza düşüyor yarın,
Dünler ve bugünler.
Şimdi biz, hepsindeyiz.

Devamını Oku
Hasret Sayınta

Hep aynıydı dinlediğim hikayeler. Lanet olası acılarla harmanlanmış sancılı bir zaman dilimi. Aynıydı; ağır ve kasvetli günlerde ölmüştü aşkları.
Ölmüştü diyorum çünkü ölüm olarak tanımlanıyordu geride kalan anılar. Bir bilinmezi özlüyorduk, kimliğimizi yitirdiğimiz bu ışıksız gecelerde.
Kime konuşsam sesim yabancıydı artık, uyruksuzdu bedenim. Bu koyulduğumuz yolda kimse bilmiyordu nereye gittiğini. Anlayan yoktu yanlızlığımızı. Özlüyorduk, kim olduğunu, nede olduğunu bilmediğimiz insanları. Hangi şehrin ışıkları altında sönmüştü umutları. Bildiğimiz tek şey, hiç bir şey bilmediğimizdi aslında. Bir yabancı gibi izliyorduk kendi hayatlarımızı. Kendi mutsuzluğumuza, yine kendi kararlarımız sonucu vardığımız anları. Bir otobüsün herhangi bir koltuğuna oturup, geçmişimize gömülmüş, evlerden dışa vuran yaşamları seyre dalmıştık. Koşturuyordu insanlar, kendi içlerinde barındırdıkları hayat telaşına doğru. Onlarda içlerindeki bilinmeze adımlıyordu yolları biliyorduk.
Yoruyordu bizi onları izlemek. Telaşsızdık çünkü amaçsızdık. Telefon kullanmak için bir nedenimiz yoktu örneğin. Merak edenimiz, özleyenimiz. Her kesin tanıdığı ama kimsenin aramadığı insanlardık biz. Bir bilinmeze doğduk. Yine bilinmez yarınlara taşıyorduk yorgun bedenimizi. Yüzümüz yorgunluğumuzu en çok ele veren yanımızdı. Ve gözlerimiz akıtırdı yanaklarımızdan acılarımızın izlerini. Yaşadığımız, gördüğümüz, duyduğumuz ne varsa kıyametti yüreğimizde. Bazen yaşadıklarımız parçaladı bedenimizi, bazen de yaşayamadıklarımız düşler boyu dilimizi. Nefret olgusu neden oluşur insanda? İnsan neden nefret duyar, kime? Neye çare nefret etmek. Hangi yaşanmışlığı değiştirip geri getirebilir. Kendi acılarımızı dindirmek için başkalarını yaralamaktan başka neye yarar.
Vakitlerden bir vakitte. Gökyüzüne gözlerimizi asmış, yıldızlarda izlerini arıyoruz kaybettiğimiz insanların. Şimdi ne de yabancı bildiğimiz şehirler. Gecenin en korunaksız zamanını bekliyorduk. Yavaş yavaş yeniden yaşamak için umutlarımızı. Ayın üzerimize düşen yansımasını engelleyen, gri sisli bulutlara asıyorduk idam ipimizi. Öldürdük diyorduk tüm yaşanmışlıkları. Dermanı kalmayan gözlerimizi zorluyorduk ağlamak için. Gece dinince, gülümsüyordu aydınlık gün. Gün doğumuyla yeşeriyordu gerçekleşeceğine kendimizin bile inanmadığı hayaller. Böyleydik; her gece öldürüp, her gün yeniden doğuruyorduk umutlarımızı. Ama biliyorduk kısırdı döngümüz. Umutlarımız bir ütopya. Kalabalık yanlızlıklarda kayboluyordu sesimiz. Şehir şehir , sokak sokak arıyorduk kendimizi. Her otobüs garına büyük heycanlarla koşup, unutulduğumuz yerde bulan, hatırlayan var mı diye bakıyorduk. Bizi bekleyen resim hep aynıydı. Bekliyorduk işte. Bir banka oturmuş, solgun yüzümüzle. Önümüzden her geçen insana sarılıyordu gözlerimiz. Bekliyorduk işte, yine aynı banka oturmuş, aynı saatte, aynı çocuksu yüreğimizle.
Zaman hiç akmamıştı sanki. Aynı yerde aynı kimliksiz halimizle.

Devamını Oku
Hasret Sayınta

Bir yıldız düşürdüm uzak diyarlarda,
Yıldızlı bir gökyüzüne;
Bir dilek tuttum o gece.
Bir ayın yansıması vurdu pencereme.

Sahipsiz bir çığlığa dönüştü adın dudaklarımda.

Devamını Oku
Hasret Sayınta

Göz aydınlığım oluyorsun her sabah.
Gözlerini her açtığında,
Tüm evren selamlıyor seni.
Ağaçlar, kuşlar, böcekler, varlığına şükrediyor.
Papatyalar senin için açıyor her sabah.
Günebakanlar senin için salıyor kokusunu.

Devamını Oku
Hasret Sayınta

İklimler değişir bir gün.
Bir kadın güçlenip eline aldığında kalemi.
Siler gözlerinden,
Sevgiye hasret göz yaşlarını.
Yarım kalmış bir çığlıktır dizeleri.

Devamını Oku
Hasret Sayınta

Evet. Ordaydım, İzmir Bornova’da.
O küçük Kahve Diyarında.
Kahvemi yudumlayıp sensizliğe demlendim.
Köşede, en köşedeki masada,
Oturup uzun uzun seni bekledim.
Merdivenlerden inip gözlerini yüzüme çarpmanı;

Devamını Oku
Hasret Sayınta

Hep gidiyorsun zaten.
Sizler hep gidiyorsunuz.
Bir ben kalıyorum geride.
Kaldırımlara işleniyor suretim.
Bir sokak lambası, bir çam ağacı,
Yolları aşındıran yabancı yüzler.

Devamını Oku
Hasret Sayınta

Bir göç mevsimine daha kanat çırpıyoruz.
Sırtımızda dağlar taşıyoruz,
Ayaklarımızda nehirler.
Gözlerimizin dokunduğu her yan, yangın yeri.

İmkânım olsaydı sorardım size.

Devamını Oku