Kapalı pencerenin buğulu camları ardından,
Gidişini izliyorum, başım cama dayalı.
Sesimde seninle beraber uzaklaşıyor.
Bir daha seslenemem sana.
Ben elimle camın buğusunu sildiğimde,
Sen köşeyi dönmüş, görünürden yitmiş olacaksın.
Biliyormusun hayatım boyunca,
Ben en çok sana tanıdıktım.
Yağmurların dokunamadığı saçlarımı,
Okşadı merhametli ellerin.
Toprağın kokusu sundu bana güzelliğini.
Sahi ömrüm ömrüne ne geç denk geldi.
Sen bu dünyanın içinde,
Başka bir dünya gibiydin.
Bütün bilinmezliğiyle,
Önümde kapılarını açan.
Boğazımda düğümlenen bir geçmişle,
Yürüdükçe korktuğum.
Hep böyle mi olacak.
Sesini duymadığım, ellerini tutamadığım,
Her gün, karanlığa mı gömüleceğim.
Sensiz gecelerin karabasan gibi
Üzerime nasıl çöktüğünü bir bilsen.
Dayanamaz yüreğin, avuçların kanardı.
Soylu bir sevda bu.
Soylu bir can çekiş.
Ne bir teslimiyet,
Ne de bir vaz geçiş.
Ne benim mahkumluğum,
Ne de onun gidişleri,
Sen! Sırrımla sırdaş, yolumda ki yoldaşsın.
Yürüdüğün yollar hiç tükenmesin.
Her ayrılığın eşiği, her kavuşmanın beşiğidir yollar.
Yürüdüğün tüm yollar bana çıksın sonunda.
Her köşe başında karşılaştığın ben olayım.
Gece uyuduğun, sabah uyandığın ben olayım.
O gün!
O bilinmez mekânda.
Ellerinin ellerimle birleşmesinin,
Bir anlamı olmalı elbette.
Soluğunun soluğuma hükmetmesinin.
Sanki tesadüfen demlenmişti,
Biliyorum ellerin merhametlidir.
Okşar saçlarımı.
Karanlığıma ışık olan sesin.
Ay gibi düşüyor ömrümün üstüne.
Biliyorum zaman zalimdir.
Küçücük bir çocuksun sen.
Kalbini avuçlarımda hissettiğim.
Koca yüreğiyle dünyaya kafa tutan.
Zamansız, mêkansız, öyle saf, kirlenmemiş.
Küçücük bir çocuksun sen.
Göğsümde uyuttuğum.
Yürüdüğüm sokaklarda,
Kaldırımlara çarpıp çoğalarak geri dönüyor
Kalbime sığmayan özlemin.
Erteliyorum hayatı.
Seninle soluduğum geceler oluyor her an.
Tüm tanımını yitiriyor zaman.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!