Emekli yurttaşım..
100. Yıl Marşı
Yıl bin dokuz yüz yirmi üç, ekimin sonunda,
Bir güneş gibi parladı vatanın ufkunda.
Egemenlik verildi kayıtsız şartsız halka,
En büyük bayram oldu her gönülde, her canda.
Bir siren sesi yırtıyor sabahı,
Saat dokuzu beş geçe.
Durdu zaman,
Durdu nefesler,
Durdu bu toprağın kalbi.
Ağustos sonu şimdi,
havada topraktan ve iyottan bir ağırlık.
Kaz Dağları’nın sırtından denize inen rüzgâr
başakların değil,
eski bir yeminin uğultusunu taşıyor.
Anadolu üstünde gezerken bir kara bulut,
Her yüzde bir hüzün, her gönülde kırık bir umut,
Ama tarihe yazılmıştı: esaret bu millete yakışmazmış.
Sanki güneş küsmüş, sanki rüzgâr bile susmuştu,
78'LİLER MARŞI...
Biz yetmiş sekiziz, tarihe notuz,
Vatan toprağında, bitmeyen otuz,
Hilal’e vurgunuz, yıldıza kutuz,
Ezelden ebede, bitmez sevgimiz!
Eski bir dükkân bu, gönül hanesi,
Raflarda dizili çocuk neşesi.
On sekiz senenin her bir karesi,
Rüyamda yeniden canlandı adaş.
Oturduk bak diz dize, Akçay’ın rüzgarıyla
Gönül ferahlar mı hiç dünyanın efkarıyla?
Senin o Mehmet Emmi, kendi öz çıkarıyla
Bizi darda koyanı, salla gitsin be dostum.
Tarihten gelirim, şanlı bir soyla,
Gönlümde imanla, en kutlu huyla,
Canım feda olsun, bu ulu yola,
Adım Türk’tür Soyadımız Türkiye.
Kalbimde bir sevda, gizli bir yazgıdır
Gözlerin ruhuma dolan bir nefes
Belki de ezelden kalan bir sezgidir
Adını anınca kesilir her ses.
Karanlık...
Karanlık, sinsi bir yılan gibi dolanır şakağında.
Zulüm, paslı bir bıçak gibi bilenir taşa,
Sussan olmaz, konuşsan yangın!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!