Tomurları arsızdı mart güneşinin
Ve gönlümde kayısının
Çiçeğe durmuş sureti.
Sabaha karşı dört suları.
Bir kedicik pencerede.
Söyleyecekleri mi var,
Susupta sineye çektikleri mi!
Yanık Efe öyküsü var serde.
Su dedi ver içem yârin elinden
Kuşlar dile geldi uçam dostun bağından
Tutmadan ol zalim Ehremen mülkünden
Ateş olup varup düşem yurdumdan.
Dediler ihvanımla cennette alırım yol
Hayal kurmayı bıraktım, çok zaman önce.
Daha az uyuyorum mesela
Tek öğünle yetiniyorum.
Kıyafetlerimi dahi özensiz seçiyorum.
Saçlarımı taramadan sokağa çıkıyorum.
Gürgendi kızağım
Gürlerdi süzülürken beyazda
Oturaklıydı, gürgendi
Sarılınca yelesine kaçardı
Gürgendi dedik ya!
Ne gazı, ne freni...
Görmeden de sever insan.
Ellerini tutmadan,
Katığına aş yapmadan.
Turunçlar çiçek açarken gel.
Şu korona günlerinde
Külliyen alışverişte millet.
Hani okula yeni başlayan
Talebeler vardır ya
Çöp kutularının başlarında
Bu umman, bu kumsal, bu ayışığı
Sahi yakamozlar ne kadar da sahici.
Ne güzel günlerdi unuttum kardeşim
Yitip gitmeseydin sen o akşam üstü.
Bilge Kağan der:
Yeşil gözlerin, o latif sözlerin var ya!
Bir ömür sakladım seni ruhumda.
Bakışların var ya; vurdun, susamıştım aşka!
Ne sen bildin beni, ne ben, burada sılada.
Güneş vurdu pencereme, ay çekildi,
Rüzgarların dalgalandırdığı sahralar ne güzel.
Bir güvercin gerdanı gibi bekler durur ömür,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!