Elimi uzatsam
Dokunacağım sana.
Sesimi duyacak kadar yakınsın...
En uzak gezegenin
En karanlık yanı kadar
Menekşe düşende.
Sarılıp asırlık bir çınara
Meçhul bir zamanda.
Renkleri karışmış,
Sararmış solgun bir yaprakta.
İstanbul konakları
Akçadır tahtaları
Benim yarim kuğudur
Sapadır bulakları.
Sevip, sevilmeyi en çok hak eden kadın,
Şiirlerde yaşayacaksın.
Eli, eteği öpülesi kadın…
Yanlış zamanda çıkmasaydın karşıma
(Hüseyin Nihal Atsız’a Saygı Şiiri)
Gök sancağı açar bir alp
Bozkurtlara başbuğ olmak için.
Geçip gitsin istedim,
Boynuma dolanan zamanın;
Hatırlatsın istemedim,
Ölgün duygularını yaşamın.
Kanat çırpışında o son demlerin,
Kanayan kalpler çiçeğini
Gönlüme sarıp vardım.
Doğa bazen hayal gücünü zorlar.
Cazibesi tavan yapan kadın,
Maymun yüzlü orkide çiçeği...
Haydi aç kollarını!
Bak, martılar geliyor.
Dalgalar köpürdü köpürecek,
Bir kayık geçiyor.
Sulusepkene döndü bu sabah burada kar.
Gök kubbeyi sardı hırçın deniz.
Gözlerin bulutlara sevdalı elvan bir bahar.
Bu sene de vakitsiz geldi kış.
Gel, koynumda demlen yar.
Kara lastiğinden fırlayan parmaklarına bakıp.
"Kara delikler bizleri de yutar mı?" diye sordu çocuk.
"Kara delikler insanları yutmaz." dedi muallim
"Ufak tefek işlerle uğraşmazlar onlar
Yıldızları yutarlar."




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!