Durgun suya düşmüş aksin kadar temiz o masum aşk.
Kanatlanmış kuş gibi tenhada sarmaş dolaş.
Gözlerdir ruha işleyen ateş, o derin haz.
Canhıraş feryattır kopan yol bulunca sarmaş dolaş...
Her gelen şeytanını peşine takıp geldi.
Kerhen iyiydiler bir vakit
Bakirken ve mümbitken o canım kıyılar
Ve umman henüz laciverte nikahlanmadan.
(Şair Dostum Selahattin Ayan Bey'e İthaf Edilmiştir.)
Dua ettim bugün ikimiz için
Hep aynı duaydı bu
Günler, haftalar ve aylar…
Bir kız sevdim esmer,
Bir seraptı kumral,
Hayat aşk ile başlar.
Sarışında yürek hoplar.
Gönül sarayımın neşesi, sevinci sensin.
Talihi, nazı, işvesi, muştusu sensin.
Adın lal, topaz, mercan senin.
Bakışın yakut, zümrüt, opal senin.
Yol ver dağlar ol didar-ı maha.
Bezminde candır o ruh-i mestana.
Kalp bir bağdır huzur-u dimağa.
Saba ol görende ol didar-ı paka.
(Türkiye Düşmanı A.B.D’li Senatörler Cardin ve Chuck’a İthaf Edilmiştir.)
"Bu sürünün çobanı benim." dedi beyin
"En önde giderim.
Tüm uzuvlar kan ve kemik hep bana kul, emrime amadeler."
Yolum bizim köye düştü senden sonra,
Bir güz, bir kış ve anılar geçti üzerinden,
Senden sonrada her bahar yolum düştü
O narin ayaklarının değdiği toprağa…
Ne su aynı suydu, ne soframdaki ekmek,
Susamış bir çocuk gibi,
Küsmüş, kırılmış da,
Ağlamış ana kucağında...
Sen gidince öyle mahzun oldu dünya.
Bulutlar dağlara çekildi bugün;
Birkaç kırık dal bıraktı ardında,
Birkaç boynu bükük papatya,
Birkaç hercai menekşe,
Bir yığın umut çatlamış toprakta.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!