Şahım sen gidersen bana kal deme.
Mazide kalan, can muhabbet deme.
Ne kaldıysa elde, dilde
Bırak yele ver, hükümsüzdür deme.
Hoşgeldin kadınım,
Haneme taze bahar kokuları getirdin.
Kurak ve karanlık bir gezegendim,
Mis gibi açan leylaklar, çiğdemler getirdin.
Hoşgeldin kadınım,
Tut bırakma ellerimi üşür biraz.
Küser, incinir sensiz mahzundur biraz.
Bu maceranın yazık sonu belirsiz
Sarıl bırakma diyor gönül avaz avaz.
Ben sana uzaklardan bakmak için gelmedim.
Ellerini, rüyalarda tutmak için sevmedim.
Kırık bir kalp bıraktın ardında
Bir kez olsun dönüp yüzüme bakmadın.
Arzular, buselik bir şarkının nağmelerinde yaşar.
Açınca kollarını bahar,
Hüzünler hep seni hatırlar.
Nergisler, vargit çiçekleri, kasımpatılar...
Acılar, suzinak bir şarkının nağmelerinde yaşar.
Mahalleden geçerken
Vurulup düştüm efendim.
Kahpe felek can yakar
Ben şaştım, kaldım efendim.
Sana yangın, vurgunum ben.
Koşmuş hanene varmışım ben.
Lal olmuş şakıyan dilim
Küllerinden doğup yanmışım ben.
Elimi uzatsam
Dokunacağım sana.
Sesimi duyacak kadar yakınsın...
En uzak gezegenin
En karanlık yanı kadar
Menekşe düşende.
Sarılıp asırlık bir çınara
Meçhul bir zamanda.
Renkleri karışmış,
Sararmış solgun bir yaprakta.
İstanbul konakları
Akçadır tahtaları
Benim yarim kuğudur
Sapadır bulakları.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!