Şu korona günlerinde
Külliyen alışverişte millet.
Hani okula yeni başlayan
Talebeler vardır ya
Çöp kutularının başlarında
Bu umman, bu kumsal, bu ayışığı
Sahi yakamozlar ne kadar da sahici.
Ne güzel günlerdi unuttum kardeşim
Yitip gitmeseydin sen o akşam üstü.
Bilge Kağan der:
Yeşil gözlerin, o latif sözlerin var ya!
Bir ömür sakladım seni ruhumda.
Bakışların var ya; vurdun, susamıştım aşka!
Ne sen bildin beni, ne ben, burada sılada.
Güneş vurdu pencereme, ay çekildi,
Rüzgarların dalgalandırdığı sahralar ne güzel.
Bir güvercin gerdanı gibi bekler durur ömür,
Bir kez dönüp baksan maziye ne çıkar?
İstemem senden, ne bir tebessüm, ne bir buse lalezar.
Bir kez dönüp baksan ardına ne çıkar?
Hayalindir bu, beni sana bağlar.
Geçmiş zaman bu, ağırlığınca içe dolar.
Sen ne gülsün ne bülbül lalezar.
Şu mahallenin kedisi kadar
bir kıymetim yok dedi adam.
Banka yayılmış bir acayip somurturken.
Sokak kedilerine sahiplenen kız geçti yanından,
Uyuz köpekleri battaniyesiyle sarıp sarmalayan adam.
Saramadım yarin de kollarını
Veremedim acı da ilacını
Soranda ben bilemedim ayarını
Hadi oradan kız git işine!
Ben eğdim sen vardın mı yemişe?
Gözlerim yollarda,
Paspasın rengi kaçtı.
Bir ucu fare tutucu zamk,
Yol çatında, ovada…
Bir ucu bende kaldı.
Matruşka bebekler gibisin Hatçam
Ağzını her açtığında
Bir pırtik daha küçülürsün.
Tarlada meğel eder
Yirmi dört aralık bin dokuz yüz on beş sabahı
Saat beş on beş sularında top ve tüfekler
Yalımlar saçtılar Frenk kafirine karşı.
Babil harabeleri kadar tecrit edilmişti
Ve Kut’a mücavir azmaklar kadar
Yiğitlikte sığdı o bedbaht mütecaviz yığınlar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!