Seni kader mi gönderdi bana,
Nakış gibi işlendin birden bu cana.
Varlığın kalbime huzur verirken
Yokluğun Zulüm sanki, bitanem anlasana...
Dünyalar benim olur bir şans verirsen,
İçimde adınla çarpan susturamadığım bir kalp var,
Yokluğun bile sen kokuyor, özlemin içimde yanan kor.
İnanmak istediğim tek gerçek o kömür gözler,
Kalbim mesafelere inat hâlâ sen…
İçimde bu aşkla yapayalnız kalan ben.
Düşlerimde yüzün, en karanlık geceme ışık,
Ayrılık özlemeye engel değil,
Adını anmasam da içimde yankın var.
Gidişin susturmadı kalbimi,
Sadece daha sessiz sevmeyi öğretti bana.
Ayrılık sevmeye engel değil,
Kâlû belâdan beri birbirini tanıyan iki ruhtuk biz,
Aynı “evet”in yankısıyla düşmüştük bu dünyaya.
Sen benim kader diye sarıldığım yanılgı,
Ben senin uğrayıp geçtiğin bir dua…
Adını anmadan da bilirim seni,
Çünkü bazı yaralar isim taşımaz.
Kaç kere kırıldı kalp saymadım,
Neden bilmem hala yardan caymadım,
Göz yaşlarım sel oldu bak yolunda,
İnan bir gün senden pişman olmadım.
Artık vakit geldi ben gidiyorum,
Yar deyince durur zaman,
Yokluğun ki feryat figan.
Kömür gözler celladımdır,
Vurduğu yer sol yanımdır.
Yeter artık etme zulüm,
Gittiğin gün soldu gülüm.
Senin adını söylemiyorum,
Çünkü bir kelimeye sığdıramam seni.
Koca şehirleri devirecek ağırlığın var içimde,
Ama adın…
Bir hece kadar kısa.
Sığmaz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!