Gül Kabacaoğlu Şiirleri - Şair Gül Kabac ...

Gül Kabacaoğlu

Seninle başlamadı hayatım,
Ama senle anlamlandı en sessiz anlarım.
Gelişin bir ömür sürmedi belki,
Lakin gidişinin yankısı
Kalbimde yıllarca sürecek bir kışın ilk rüzgârı gibi.

Devamını Oku
Gül Kabacaoğlu

Rüzgar savuruyorsa saçlarını hoyratça,
Ve durulmuyorsa denizde dalgalar,
Yum gözlerini ey can.
Kalbinin sesini dinle,
Öfkenin girdabı boğmasın benliğini,
Patlıyorsa volkanlar, sabret...

Devamını Oku
Gül Kabacaoğlu

Sana hala söyleyemediğim bir cümlem var,
Dilimde durup kalmış,
Düşmeye korkan bir gözyaşı gibi.
Bil istiyorum…
Ben seni sevdim.
Hem de kimsenin bilmediği,

Devamını Oku
Gül Kabacaoğlu

Adını içimden her geçirdiğimde
aynı yerde sızlıyor kalbim,
aynı yerde ısınıyor avuçlarım.
Gidişinle boşalan o yer var ya,
kimse dolduramadı.
Ben de dolduramadım.

Devamını Oku
Gül Kabacaoğlu

Neydi bir araya getiren şey ikimizi,
Emekmiydi büyüten bu masum sevgimizi.
Yüreğimde taşırken ben gülüşlerimizi,
Maziye gömdün sen düşlerimizi...

Çok garip bir sızı var nazlı kalbimde,

Devamını Oku
Gül Kabacaoğlu

Sana duyduğum şey,
Yalnızca kalbin aceleci çarpıntısı değil.
Düşüncelerine kulak vermek,
Sessizliğine bile özen göstermek,
Seni değiştirmeye çalışmadan,
Olduğun hâlinle yanında durabilmektir.

Devamını Oku
Gül Kabacaoğlu

Senden nefret ediyorum...
Ama bu,
bir yabancıdan nefret etmek gibi değil.
Bu nefret, adını ezbere bilmekten,
Sesini hâlâ tanımaktan.
Senden nefret ediyorum...

Devamını Oku
Gül Kabacaoğlu

Ne istediğimi sorsan,
Gülmeni istiyorum derim.
Çünkü sen gülünce,
Bahar geliyor, yaz geliyor...
Mutlu olduğunu görmek,
En büyük servet geliyor...

Devamını Oku
Gül Kabacaoğlu

Ne kadar seversem seveyim,
Eğer dersen ki istemiyorum,
Ben seni sevmiyorum...
Aşkımdan ölsem de çalmam kapını.

Bir daha asla bakmazsam yüzüne,

Devamını Oku
Gül Kabacaoğlu

"Değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir" derler. Hayatın değişir, şartlar değişir, insanlar değişir... Değiştirebileceğin şeyler için cesarete, değiştiremeyeceğin şeyler için sükunete ihtiyaç duyarsın. Ama böyle zamanlarda en çok güvene ve huzura ihtiyaç duyarsın. Başını yaslayacağın huzurlu bir omzun olduğunu bilmek. yüreğinde, sırlarını paylaşabileceğin güvenli bir yüreği ağırlayabilmek pahabiçilemez. Bu bir dost olur, sevgili olur, anne olur, baba olur fark etmez. Hayatta iyikilerin olmalı mutlaka ve yanındayken bilmelisin kıymetini. Yoksa ölüm aldığında elinden, keşkelerinle kalırsın. Korkağız çoğumuz, sevmekten korkuyoruz. Nefretimizi bağıra çağıra haykırıp, laf sokmaktan çekinmezken, neden seviyorum demek çok ürkütücü. Oysa en güzel, en özel duyguyken neden göstermesi bu denli zor. Aileni seversin göstermezsin, dostunu seversin söylemezsin , aşık olursun belli edemezsin, korkarsın. Neden... Dünyayı kurtaracak güç güzel duygulardaysa, neden saklıyoruz... Sorduğum sorunun cevabını biliyorum aslında. En büyük gücümüz, en büyük zayıflığımız aslında. Korkuyoruz kırılmaktan. Öyle korkuyoruz ki, unutmuşuz saf sevgiyi. Sana yaşadığını hissettiren tarifsiz bir mutlulukken, kaybettiğinde bir damla göz yaşına sığan ve canını ağır ağır alan bir cellata dönüşmesinden korkuyoruz ve yaşamadan ölüyoruz.
Kabuklarımız var, kıramadığımız sert kabuklarımız. Yediğimiz dost kazıklarıyla, şahit olduğumuz çıkar ilişkileriyle daha da sertleşen kabuklarımız. Çıkamadığımız, içine kimseyi alamadığımız, kalabalıkta bile yalnız olduğumuz kabuklarımız. Öyle uzun süre yalnız kalmışız ki farkında olmadan, unutmuşuz gerçekten sevmeyi ve sevilmeyi. Çıkara dayalı yeni dünya düzeninde mi hata, yoksa o düzeni kuran biz insanlarda mı? Ne zaman gerçekleşti kırılma noktası, ne zaman değişti dünya. Hep böyle miydi yoksa, masallar, o güzel yeşilçam filmleri insanların özleminden mi ibaretti. Masallara mı inandım ben, ondan mı yabancıyım bu dünyaya. Kabil, Habil'i öldürdüğünden beri, dünya Kabil'in esiri mi oldu. İnsanların yüreğinde sevgi prangalı bi mahkum mu. Sadakati kim kaçırdı. saygı nerede... Tutunduğum değer yargılarımı, beni ben yapan özelliklerimi bulamıyorum insanlarda. Yalnızlıksa bedeli, yalnız kalırım kabuğumda. Çünkü benim sevgim saf. Çıkarsız severim, yediğim kazıkların kanattığı yaraların kabukları vardır yüreğimde. Kanadıkça Habil'i hatırlarım. Ölürüm, yine ölürüm ama bi türlü Kabil'e dönüşemem. Zalim olmak yazmıyor fıtratımda, dost kazık atınca, yar canı acıtınca, güvendiğim dağlara kar yağınca, kısaca şartlar değişince değişemiyorum. Zalimin fıtratında canı yakmak, çıkarı için kullanmak var diye ben neden fıtratımdan vazgeçeyim. Kabil'in öldürdüğü Habil'im işte... Anlaşılması güç, ağladığında bile gülen, kırılgan ama çok güçlü, kalabalıkta bile yalnız ama mutlu olmayı bilen. Hayatına herkesi almak istemeyen, sadece güvenebileceği dostları olsun isteyen ve onlara ömrünü veren bir Habil... Değişmeyen ama dünyayı değiştirmeye gücü yeten bir Habil... Çünkü inançlı, sabırlı ve şükür bilen. O yüzden mutlu ve yarınlardan umutlu... Allah herkesin yüreğine yüreğiyle gelenleri nasip etsin, dostun da, yarin de, evladın da hayırlısını versin🙏

Devamını Oku