Gönlüne bahar gelmedi mi gülüm
Neden hala gözlerin yaşlı,
Bülbül ses vermedi mi gülüm
Ondan mı yüzün telaşlı?
Demedim mi gülüm aşka düşme diye,
Sinendeki yangına teslim olma demedim mi,
Kalbimin en duru yerinden seslendim sana,
Ne sakladım içimde, ne düşürdüm yalana.
Sevdam ince bir ışık, sönmeyen bir iz,
Bir tek sen varsın içimde, tertemiz.
Yalan değmedi dilime, kirlenmedi sözüm,
Bir bak gözlerime, anlarsın özüm.
Ağırdır kelimeler...
Kimi kuş gibidir,
Kanat takmış misali uçurur sizi bulutlara...
Kimi taş gibidir,
Can çekişirsiniz tonlarcasının altında kalmışçasına...
Bazen lal olmalı insan,
Bazen kalp incitmek için değil,
Korktuğu için reddeder.
Çünkü anlam yüklemiştir, hisseder.
Uzak durması gerektiğini söylerler,
Kaçar kırılmamak için.
Sonra aylar geçer üstünden,
Kitab-ı Aşk yazdım sana,
Kalu Bela'dan beri ezberimde.
Asırlardır beni hep aradın,
Bulduğun anda hiç anlamadın.
Okur yazar değil cahil kalbin,
Aşk cesaret ister sen kaybettin.
Onlar, aynı göğün altında doğmamışlardı belki,
ama aynı kader çizgisine değmişti avuçlarının içi.
Biri karanlıktan çıkmayı bilen bir ışık,
diğeri ışığa alışkın olmayan bir gölgeydi.
Gölge olan, kendi iç savaşına tutsaktı;
Senin adın aşk...
Neden kalbim kırık, gözümde yaş.
Kader mi vurdu, yüreğin mi taş.
Yanıyor canım...
İçimde kanayan bir kadın haykırır feryat figan,
Kimseler duymuyor yüreği darmadağın.
Kaç asır geçti sen gideli sevdiğim,
Ne zamandır güneş doğmuyor bu kentte.
Katran karası gecelere tutsak yüreğimde
Son ışık sendin mühürlü gözlerimde...
Gitme, gitme diye yalvardı bakışlarım,
Görmedin...
Kader miydi bilmem,
Seni karşıma çıkaran,
Hayal miydi bilmem,
Gözlerimde yaşayan?
Nedir bilmiyorum,
Kalbimde bir yer var,
Kimse bilmiyor adını,
Sen dokununca açılan,
Sen susunca kararan,
O yaralı, o inatçı yer...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!