Kalbim yine sana kandı, inandı,
Her bir zerrem acıdan nasıl yandı.
Gittin, “bitsin” dedin, sustum,
Sadece kendime kızıp, kustum.
Bayram gibi geldin hayatıma,
Bir anlık hevesin, bir ömürlük sızı bende…
Her son bir başlangıçtır hayatta,
Keşke acılar olmasaydı.
Kim bilebilir ki ne olacak yarın,
Geçmişin yaralarını sarın
Ve hiç korkmadan hüzünden,
Sevdiğinizi haykırın...
Hikâyenin sonu belli,
Ama bazen yanılmayı ölesiye istiyor insan.
Tuttuğun bir dileğin ardından gelen bir yabancı,
Bilmiyorsun ki; aslında o da bir yalancı.
Tecrübesiz kalbine mi,
Yoksa karşındakine mi sitemin çözemiyorsun.
Onlar, aynı göğün altında doğmamışlardı belki,
ama aynı kader çizgisine değmişti avuçlarının içi.
Biri karanlıktan çıkmayı bilen bir ışık,
diğeri ışığa alışkın olmayan bir gölgeydi.
Gölge olan, kendi iç savaşına tutsaktı;
Senin adın aşk...
Neden kalbim kırık, gözümde yaş.
Kader mi vurdu, yüreğin mi taş.
Yanıyor canım...
İçimde kanayan bir kadın haykırır feryat figan,
Kimseler duymuyor yüreği darmadağın.
Ağırdır kelimeler...
Kimi kuş gibidir,
Kanat takmış misali uçurur sizi bulutlara...
Kimi taş gibidir,
Can çekişirsiniz tonlarcasının altında kalmışçasına...
Bazen lal olmalı insan,
Bazen kalp incitmek için değil,
Korktuğu için reddeder.
Çünkü anlam yüklemiştir, hisseder.
Uzak durması gerektiğini söylerler,
Kaçar kırılmamak için.
Sonra aylar geçer üstünden,
Kitab-ı Aşk yazdım sana,
Kalu Bela'dan beri ezberimde.
Asırlardır beni hep aradın,
Bulduğun anda hiç anlamadın.
Okur yazar değil cahil kalbin,
Aşk cesaret ister sen kaybettin.
İçimde adını söylemeden çağırdığım bir yangın var,
Dilime değse küle döner diye susuyorum
Bir tek ben biliyorum ne kadar sen olduğunu kalbimin,
Bir tek ben… ve geceler.
Gözlerin…
Bir vedasız gidişle söndü içimde fer,
Sustu dillerim ama yüreğim feryat eder.
Sığındığın o liman bilirim huzur vermez,
Eskimiş sevdalarla yeni bir gün yeşermez.
Kömür gözlerinde hapsolmuştu hayalim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!