Bir adam var, dünyadan kopmuş,
Kendini unutmuş bir adam var.
Bu hikaye, kendini anlatır.
Belki hatırlatır ona.
Yok olmaz deme,
Sadece dinle,
Adını yine söylemeyeceğim.
Çünkü adın bir hece,
ama bıraktığın yara
koca bir ömür kadar uzun.
Seni sevmek kolaydı,
Zor olan kendimi senden söküp çıkaramamak.
O kor gibi bakışların dokundu ansızın,
Ah sol yanım alev aldı, sardı ince sızın.
O an zaman durdu sanki, tutuldum sadece,
Ah öylece bakakaldım, bir çift ela göze…
Ben Gül...
Adım çiçekten gelir ama köküm devrimdendir.
Toprağa yeri gelir zarafetle, yeri gelir kuvvetle tutunurum;
Çünkü ben Atatürk'ün aydınlığı ile yetişmiş,
Cumhuriyet kadınıyım.
Esmer geceye benzer yüzünün aydınlığı,
Bir gamzelik gülüşün, kalp çarpıntımı saklayan sır.
Sanki kader, adımlarımı yıllar önce yazmış,
Ruhum seni tanımış da
Ben geç kalmışım hatırlamaya.
Biz susalım sevdiğim,
Biz susalım gözlerimiz konuşsun.
Gururumuzun ardına sakladığımız düşleri,
Yıldız yıldız gök yüzünden toplayalım.
Söyleyelim sevdiğim,
Ben seni ilk gördüğüm an,
sanki bir sır açıldı içimde.
Bir kapı aralandı, evvel ezelden beri tanıyormuşcasına,
“işte” dedim, “kader buradan bakıyor.”
Gözlerin…
Senin adın aşk...
Neden kalbim kırık, gözümde yaş.
Kader mi vurdu, yüreğin mi taş.
Yanıyor canım...
İçimde kanayan bir kadın haykırır feryat figan,
Kimseler duymuyor yüreği darmadağın.
Ağırdır kelimeler...
Kimi kuş gibidir,
Kanat takmış misali uçurur sizi bulutlara...
Kimi taş gibidir,
Can çekişirsiniz tonlarcasının altında kalmışçasına...
Bazen lal olmalı insan,
Bazen kalp incitmek için değil,
Korktuğu için reddeder.
Çünkü anlam yüklemiştir, hisseder.
Uzak durması gerektiğini söylerler,
Kaçar kırılmamak için.
Sonra aylar geçer üstünden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!