Kendini taşıyan gölge,
taşlara yazılan sessin.
Sabaha açılan perde,
geceleri güneşsin.
Biriken kin ve öfke,
gözlerdeki çiçeksin.
Sevinmenden bahar kokuları ürer,
dokunduğun yerde kaybolursun,
bu nadiren ülkemizi ziyaret eder,
kalan zamanlarda harab olursun.
Yeniden yeni zevkler gücünü burdan
alır, hayat eğilir alnından öper,
Süresiz şafaklar arkasında aranır,
kanımdan havalanmış sevinç kuşları,
nabzımda can veren yokluk, kaybın
görünür olması.
Yayılan bu sessizlik ilk, gözler mavi
Hem keyfiyim hem kesin,
size ne, benim ilmim.
Ciddiye alsan müşkül,
kafanda evir çevir.
Çözerken eğlenirsin,
durduğun yer senindir.
Zengin bir düş gibi sensizlik.
Belirsiz yüzlerini çoğaltırım,
sana ulaşmak için. Bunca
biriktim bak, zaman gibi zonklarım.
Duyar mısın...?
İşine gömülmüş, ışır kenardan bakılanları, alkışlanmamış
bir duman gibi yükselir sakınılanları, kapsayan, unutan gizemli dili, saklı bir uzanımı hazır eder görünüme, içerde yıkılmış, dışarda ağaran bayrakları, solan renginde taşır tanımsız umutları, şehri dolaşan açıklıkları, kapar izlenime gezdiği karanlıkları, bu gel - git öyküsü hep söylenir, şarkılara dolanıp, dillenir, yakın ve uzak, ama bir kadın başlangıç yapar, gerisi gelir.
Hem buyum hem o
anlaşılan, neden
tek şekildeyim.
Bırakınca iplerimi,
biçimsiz bir engindeyim.
Akıl çizemiyor sınırlarını,
Taşta bir görüntü uyuklar, görüntülerimin
görüntüsü. Nietzsche.
Ta başlangıcından beri, seninle bende olmuştuk.
Her isyanda, bağırdın, bu yüzden duymaz olduk.
Biz gerçekte orda yaşarız, şekilde ölür, yine doğarız,
bakışlarından uçan kartallar birden kondular, biz görmedik, onlar uçtular, anlaşılmadık yerlerde mekan kurdular, yeni haberlerin kaynağında nefes aldılar, bakışlarını indir, susmasınlar.
Bütün seslerin sahibinin dallarında
açan büyü, kıvrımın enfes salınımlarında
değen yaklaşılmamış, coş ki, yerin daha
sağlamlaşsın, terket, üstünde kalanları,
aşarsın, aynı sese mahkum kıyıları, ve
ansızın dalarsın yokluğa ki vardır, taşırdı




-
İlhan Ozascılar
-
İlhan Ozascılar
Tüm YorumlarDaha insancıl, merhamet, öykünme, takdir, tevazu, sevgi temelli seslenişleriniz samatya' da kemale erme yolunu işaret ediyor, azizim.
Duyguların gerçeklerle karşılaşması, tokat gibi çarpan acıtmalar,sert toslamalar, ifadelerin acımasızlığı, edilenlerin başa getirdikleri, soğukda olsa yaşamanın çekiciliğini vurguladığınız ilk eserinizi kutlarım, bu uslubunuz artık sahne oyunu yazılması gerektiğini çağrıştırıyor.
Daha insancıl, ...