Ne kadar sussan duyuluyor uzaklığın,
bir zamanın kırılmasında, eksilen kırıntıların.
Kuşların pencere kenarında beslendiği,
ele geçen silik görüntüler, tekrar izleyiş,
getirmeyecek yitirilmiş utkuların görkemini.
Son öpülen sessizlikte terketti, bir aralıkta
Dalgın ölümlerin büktüğü ışık sızar yaşamın
hırçın adımlarına. Koşarcasına uzaklaşır karanlık
yeni yuvasına.
Bir kanlı gömlek giyer bütün gülümseyişlerden sonra,
İlişkiler ağında takılmış çırpınan irade, nefessiz de yol
Her hücrene dolan nefes, bir armağan,
yenileyen hediye, manzaraya hakim dağı
yükselten bilgiyle es.
Bayırlardan aşağı yuvarlanan akış, içinden
geçerken kalan ses, elbet taşır kurulan, bozulan
Rüyanın ele geçirilmesiyle olurdu
hayat, etkin kaygı tetikler, gerçekleşir
murat. Binbir yıpranmanın aykırı
dallarında açar çiçekler, bir bir toplanır,
geleceği kurar, aynı kanaatlerin çılgın
ortamında süregelen yapılar, bir
Zaten uykulu bir tembelim,
hiçbir şeye yetmez gücüm.
Dahası isteksizim, yazar,
çizer, eğlenirim.
Olduğum yerde durmaktan,
Uzaktan beklentisizliğin şafağı söktü, ölümü öldüren ışık sızar artık, dokularına yeni bir nefes aldıran alanlarda,
bir imkanı kanıksayıp açılmak, sonu belirsiz dalgalar
arasında.
Öpüşlerle yükselen parıltılara kurban edilmiş, gerçek
eylemin damarlarında sessiz katılımını över aştığın
Merkezsiz bilinç doğru teşhisi koyardı,
gene de dinlemezdik, taraflık zehrimizi
alıp bizi yere bağlardı, uçar giderdik yoksa,
öfkenin taşı hedefe vurmasaydı. Dağıtırken
dağılır, yükümüzden arınır, gerçekle işimiz
olmaz, bir rüyaya dalarız.
Çılgın karmaşasında tenin, aykırı
müziğin seslerine mahkum, bir
yokoluşun derin tınılarında sarhoşum,
ayrıntıda erimiş, kıvrımlara söz verdim,
durmam, açılan avucunla sımsıkı, ben
bu sevgiye doymam.
Karanlık bir orta oyununda,
Tanrı terketmiş bizi,
yokederek, silerek, ezerek....
Nedensiz sahnemizde garip
figürler gibi; sevinerek, üzülerek,
acıklı. Çaresiz, çözümsüz, şaşkın.
Tesadüf gibi görünene sinmiş
iç matematik, hiç boşluk bırakmaz
kurar tarihi, ışık salan yıldızların
örgüsünde açılan ses, kendi
varlığının maddesi, yokolmaz,
parçaların içinde temelini arar,




-
İlhan Ozascılar
-
İlhan Ozascılar
Tüm YorumlarDaha insancıl, merhamet, öykünme, takdir, tevazu, sevgi temelli seslenişleriniz samatya' da kemale erme yolunu işaret ediyor, azizim.
Duyguların gerçeklerle karşılaşması, tokat gibi çarpan acıtmalar,sert toslamalar, ifadelerin acımasızlığı, edilenlerin başa getirdikleri, soğukda olsa yaşamanın çekiciliğini vurguladığınız ilk eserinizi kutlarım, bu uslubunuz artık sahne oyunu yazılması gerektiğini çağrıştırıyor.
Daha insancıl, ...