Bir aldırmazlık çöktü
olan bitenden sonra.
Korkum bile kuytuda,
bir dinginlik boşluklarımda.
Sanki bir kuş gibi süzülmekteyim,
Bir damlaya köle olurdum, yeter ki
düşsün kayıp zamanlarından, her
yerde onu görürdüm, gelmişim
sesler evreninden, ne dokunduğum
belli, ne sustuğum, göz olmuşum
damlaya, saatsiz katmanlarda.
Doğruluk kırıntıları, her ölümün tek umudu,
toplar canları ölümden bile, zamandan önce,
başında böyle, sonunda gene. Uçup giden belleğin tanıkları, sayfaları çevrilen ömür defterinden sevilene bırakılan hatıra, can veren anahtar göğe, açılan kapıdan giren öte. Söylenmemiş, söylenmeyen senle iç içe, ya da
yanından geçemezsin bile, harcandığın yeryüzünün
uzakta açan gülü, kokusunu duyan senin gibi, dokur
evrenlerin ipliklerini zamanın ötesinde, bir kayıtlı
Çoklu doğumdur bir kadere kavuşmak,
ayrılan yollarda kaybolup, uzaklar
girdabında bakınmak, ışık hüzmelerinde
bulutsu yapılar, ayrığı doyurur, daha
ötesinde ne var, bundan sonrası kabuldür,
yok duvarların arkasında saklı umutlar.
Derdimi ummana döktüm,
dünya verildi elime.
Hayvanlarla, bitkilerle öldüm,
susmalıydım belki de.
İşledim, gözledim
ellerim, gözlerim duymalıydı.
Sen ben diye söyleşmek
çölde can can yeşermektir.
Turan OFLAZOĞLU.
Sen ben diye söyleşsek
Herşeyi söyleyebilen dilim, bugün
söylediğimin, yarın tam aksini
söyleyebilirim, arkadaş ne zenginim.
Kavramlar git gidebildiğin kadar, fikir
sahipliğinden emin; bu kadar çok
yapının içinde kaybolurum, bir gün
Şeyh Galib'e
Sarsıntılar yıksa bile temelleri,
sühan yeniden kurar köprüleri,
bayındır ülkemiz açar gibi.
Daha çok söz anlam katmanlarında
Bir talihin yönetiminde danıştığım akıl,
çok yönlü tuzakları aşarken öfkene takıl.
Gene yaya kaldık, billur açana yol ver,
bir durak bul da, zamanı elden kaçır.
Nasıl istersen öyle bakın, basınç,
uzuvlarında başlangıç yataklarında
Sanki yoğun bir sis inmiş, görünmezi daha görünmez
yapan, belki karanlık içime sinmiş, ışığı dehlizde kuran. Gidip görmedim, kendi geldi, neden demedim, bir harcıalem duygu ki her yerde sarfederim, bir etrafa bakar
bir kendime dönerim, dönerim de ne olur, kendimi yerinden ederim, hiç olmamış yerim, sökülse dert mi olur,
böyle de geçer giderim, kem bakışın gül de birikmiş teri
akar teninden, yaz göğü rengarenk, durgun. Havayı terkederim.




-
İlhan Ozascılar
-
İlhan Ozascılar
Tüm YorumlarDaha insancıl, merhamet, öykünme, takdir, tevazu, sevgi temelli seslenişleriniz samatya' da kemale erme yolunu işaret ediyor, azizim.
Duyguların gerçeklerle karşılaşması, tokat gibi çarpan acıtmalar,sert toslamalar, ifadelerin acımasızlığı, edilenlerin başa getirdikleri, soğukda olsa yaşamanın çekiciliğini vurguladığınız ilk eserinizi kutlarım, bu uslubunuz artık sahne oyunu yazılması gerektiğini çağrıştırıyor.
Daha insancıl, ...