Ben Gökhan. Nam-ı diğer Mahzûn. Adı gibi mahzun. Ben Yahya Kemal'in Sessiz Gemisi'ndeki sessiz bir yolcu, Ahmed Haşim'in O Belde'sinde kaybolmuş bir kimse, Fuzûlî'nin gül bahçesinde kanayan bir gülüm. Öyle alelade, öyle sade, öyle garip bir kimseyim; biraz kendim, biraz sizler gibiyim. Bir şair adayı, bir kelime avcısı, bitap düşen bir ruhum kısacası. Küçük yaşlarda başlayan yazma hevesim, lise yıllarımda derin bir şevkle tekrar filizlendi. Yazmayı bazen kendime bir göç, bazense kendimden bir kaçış olarak gördüm. Kelimeler benim bir borcum oldu ...
***
Bazen kelimeler de yorulur,
Şiirler bile istemezler âşığın kahrını çekmeyi.
Müzik; sessizce siler gözyaşlarını,
Bir matem havasına bürünür gece...
***
ne yazık!
çekmecemde unutulmuş, benliğim.
güneşe sarılmak istiyor ellerim.
masa başında henüz emekliye ayrılmamış daktilo
Ey gölgesinden kaçan garip adam!
yüreğinde çiçek açarken, ellerin,
kara toprağa banmış gibi, kederin,
sarıp sarmalar bir dizi hayalin,
Ey gölgesinden kaçan garip adam.
Hicrân ile sarmış beni âlâm-ı şedîde,
Gönlüm ise yazmış yine eş'âr-ı cedîde.
Yanmış ki hazîn rûhta tutunmuş kara sevdâ,
Açmış yine güller şu gönül bahçelerinde.
Çıktı kalbim müşkül yola ol rûh-u revân içün,
Çeşm-i giryân ile mahzûn bir garîp ceylân içün.
Derdü mihnetten sebep inleyip durdu asâfîr,
Dâr-ı gönülde taht kuran bir güzel sultân içün.
Sînemde birikmiş şu elemler,
Kalbin beni ağlattığı anlar,
Rûhumda esen bâd-ı hazânlar.
Yalnız beni dinlerdi kalemler.
Hasret duyarak geçmişe her ân,
Ey masmavi semâ,
Ey kubbe-i dâr-ı dünyâ,
Altında,
O geniş, nâmütenâhî,
Kan revân olan sath-ı arzda,
Gözyaşı döken bir hayli fazla.
Bir başka bahardan bakınır şimdi leyâlim,
Bir başka ekâlîmdeki eşkâl-i hayâlim.
Düşer kalb-i manzûma bir katre-i bârân,
Göçerken belde-i meçhûle cümle yârân,
Gözlerim en hafî, aks-i sedâ-yı âyân,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!