Ey gölgesinden kaçan garip adam!
yüreğinde çiçek açarken, ellerin,
kara toprağa banmış gibi, kederin,
sarıp sarmalar bir dizi hayalin,
Ey gölgesinden kaçan garip adam.
İstila etmişken bünyeni veremli bir gam,
bürünür bir yorgun savaşçıya ünsüz edân,
eski şarkıları andıran soluksuz sedân,
uyandırır sessiz acıları uykusundan,
İstila etmişken bünyeni veremli bir gam.
Alaylarla kucaklar bir alaca akşam,
şehrin kalbinde hâlâ direnen sancağı,
yorgun saatleri onaran sığınağı.
yıkılmaya yüz tutmuş olan yanardağı,
Alaylarla kucaklar bir alaca akşam.
Kan değildir kılıcından damlayan; gözyaşı,
gözlerinde büyüyen ay ışığı ve medcezir,
sahillerine vurdukça dalgalar kalp incinir,
siyah inci yüklü sular çekildikçe çekilir,
Kan değildir kılıcından damlayan; gözyaşı.
Her şafak vakti toplanır umut hasadı,
ve özlem ateşi işler ruhun içine,
insanın en büyük hasreti kendine,
hüzünler yağar semadan yeryüzüne,
Her şafak vakti toplanır umut hasadı.
Artık göğe bakmanın gelmişken zamanı,
Bitirip mâzîyi çetin müdafaanı,
Seyret, ufuktan el sallayan hatıranı...
Kayıt Tarihi : 10.05.2026 18:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!