***
ne yazık!
çekmecemde unutulmuş, benliğim.
güneşe sarılmak istiyor ellerim.
masa başında henüz emekliye ayrılmamış daktilo
yastık altı sırlarım,
davetsiz mısralarım,
horlar benimle geceleri uyanık.
kara kalemimin ucundan akar kanlar,
fakat petrol değildir kağıda akanlar!
masa kayıtsızdır bu duruma.
bense yere uzanırım
-yer çekermiş beni-
hayır, yer değildir beni çeken
başka şeyler vardır beni çeken
şiir gibi mesela.
istirahate çekilmiş dilim,
neyse ki kalbim ve ellerim...
"ellerim hâlâ tutuyor,
ellerim kalem tutuyor,
belki ellerim değil de
kalem ellerimi tutuyor."
masamın üzerinde
kıpırdamıyor kitaplar.
çıkıp gelmiyor roman karakterleri yanıma,
kim bilir
belki de mutlular kendi dünyalarında.
odamın göğü ne kadar da yalnız,
bakmamış kimse kaldırıp başını
yıldızları kayıp, güneşi sönmedikçe...
kırık cam parçaları toplamakla geçiyor akşamım,
perde arasında saklanan gamım,
sabahları sırra kadem basıp
bir başka kılık kuşanıp
takılır benimle gün boyu ve yalnız.
başkalarına yabancı,
başkalarına yabansı,
banaysa çocukluktan aşina.
bir başka hülya geçidine giriyorum geceleyin,
istasyondan kalkıyor trenim.
yağmurlu bir havanın içinden
bir sis dağının içinden
geçerek varıyorum son istasyona yalın ayak.
son istasyon bir hapis yeri
burada eğitim alıyorum:
"ajanlık eğitimi."
nasıl sesli gülünür,
bir yıkık duvar ardında nasıl saklı kalınır,
bu Hayat sınıfında nasıl kalınır?!
bunları öğrenmekle geç(m)iyor ömrüm,
bunları öğrenmekle soluyor ömrüm.
her güne yeni elbiseler dikiyorum
hüznüm için
gözyaşlarından arınmış.
odamdaki sandalyem
kahkahalardan arınmış.
odamdaki sandalyem
mahkememde şahidim.
her gün yeniden başlıyor
kendi içimde matemim.
ne yazık!
çekmecemde unutulmuş, benliğim.
soğuk ve donuk nefeslerimden birer
imge inşa ediyorum, Pisa Kulesi'ne benzer.
bir kuytu karanlıkta eğleniyorum
bir başıma, bir başımla
ve bir başkasına
şiirler yazıyorum.
bilmiyorum,
nasıl bitireceğimi bu şiiri.
bir türlü yanaşmıyor noktalar kıyıma,
cümlelerim birer bağımsız ülke adeta.
şimdi kaset başı yapmakla meşgul olmalıyım,
şimdi şu vesveseleri yanımdan kovmalıyım:
O/damda eşyalar fısıldaşırken,
Osmanlı Filistin’den çekilirken,
Zeytin ağaçları bir bir düşerken,
Birikir kağıt üstünde birkaç ben,
Anbean yere akmakta olan ben,
Birikir kağıt üstünde birkaç ben.
Odam bana acır, ben ise odama,
Sokaktaki ıssızlık, uğrar kapıma...
***
Kayıt Tarihi : 10.05.2026 19:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!