Kocaman bir mıh gibi
Çak gitsin beni yüreğine
Öyle ki otursun, çıkarınca
Kan bulaşsın maziye...
Kızarsın, utancından değil
İstanbul’a ne zaman
Sağnak yağsa yağmur
Benim üzerime
Şarjörden boşalırsacına
Gümüş kurşunlar yağar...
Hırçın dalga oldum bugün
Hızla gelipte sert kayalara
Duvarlara çarptım kendimi
İntihar ettim o’da olmadı...
Yağmurlar oldum bugün
Saat sabahın yedisi uyanıyorum bir daha
Gözlerim tavanda yarı açık yarı bezgin
Doğrulup yataktan esniyor ve kalkıyorum
Perdeyi aralıyor buğulu yüzünü siliyorum
San ki gelinlik giymiş gibi kar giyinmiş
Masmavi gözleriyle sisleri yırtarak bakan
Yakalandım
Tam seni severken
Sorgulara düşürüldüm
Başımda birileri
Onlar soruyor da
Ben soramıyorum
Şu yazdıklarım çizdiklerim
İsyanlarım haykırışlarım
İçten içe iç savaşlarım
Hep senin yüzünden...
Avaz avaz suskunluğum
Sensizlik canımı yakıyor heran
Canımı acıtıyor terkedilmişlik
Yüreğimde garip bir sancı
Azılı ve ıslak firarlar gözlerimde
Bakışlarım bebeğinden nasır tuttu
Gelmediğin yolları izlemekten
Evimin ışıkları sabaha kadar yanıyor
Biliyorum gelmeyeceksin ama
İçimde hep bir ümit bekliyorum
Sen gelmesende karanlık gecelerime
Bakışlarını bekliyorum güneşim olsun diye...
Sana bakacağım
Belki göremeyeceğim
Ama düşünebilirim...
Sana önce bir isim vereceğim
Ama ne sen bileceksin nede ben
Yağmur olasım tuttu bugün
Göklere tırmanmak buhar olup
Sonra sana dökülmek metrelerce
Koynuna girmek için...
Rüzgar olasım tuttu bugün




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!