Berrak ve dingin bir suyun içinde
Küçük mavi çakıl taşları gibi gözlerin
Yüzün değmiş sanki o şeffaf sulara
Sen göz kırptıkça dalgalanıyor yüzün
Dalgalanıyor gözlerin ve yüreğin...
Cılız ve savunmasız bir çığlık gibi
Hüzünlü ve ezgisiz bir şarkı çalar
Acılar fışkırır bastığım yerlerden
Ayakizlerim kaderimle çarpışır
Ve kanar ve yanar yarınlarım...
Gücüm yok seni unutmaya
Cesaretim yok yalnız kalmaya
Kolaysa becerebilirsen sen
Sen yalnız kalsana hadi
Hadi beni aramasana
Sen unutsana kolaysa
Soldu ruhumun gülü bülbülü
Artık dünyam boş ve karanlık
Bedenim dar geliyor ruhuma
Döner diyorlar bekle birgün
Güvenmiyorum ben şansıma...
Hiç bu kadar ağır çınlamadı kulaklarım
Bu kadar çökmedi omuzlarımdaki yük
Acıtmadı bugüne kadar yüreğimin nasırı
Gözlerim ağlamadı kuruyana kadar yaş
Hani seviyordun işte sende el oldun şimdi...
Gözlerim unuttu gülmeyi
Yüreğim çırpınmayı bıraktı
Buz kesti ayaklarım ellerim
Sen gittin gideli...
Geceler çöktü üzerime
Sana rezerve edilmişti yüreğim
En lüks ve manzaralı bir köşede
Tüm iç organlarım hürmette sana
Ve siper oldu göğüs kafesim
Gelişini bekleyen koca bir vücut...
Bir felaket düşün
Aklın yıkılmış ve
Ruhun paramparça
Yüreğin yangın
Bedenin feryat figan...
Kırık bacaklı bir sandalye
Üzerine isimler kazınmış
Zavallı savunmasız masa
Titrek bir mumun loş alevi
Seninle geçmiş günlerin
İzleriyle dolu dört duvar...
Karanlık ve savunmasız bir sokakta
Pusuya yatırılmış ve ölüme güdümlü
Susturulmuş iki beyaz martı çığlığı
Dörtlük iki notayla katledildi yarınlar...
Oysa günlük güneşlik yaşıyorduk




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!