HİKMETSE
Yalnızlık bir labirent, taşları ince ve sivri,
Sükûtun içi kıvranır, küf dolu mavi.
Bir fırtına çalar kapımı, paramparça ciğer,
Denizin dibinde bekleyen sırlarsa bir diğer.
Geçiyor gökyüzünden bir martı
Kanatlarında ise bir simit kırıntısı
Çocuğun düşmüş mü gülüşünden
Belki de kaymış annesinin elinden
Gözlerin hep uzaklara bakar;
Merak ettim, orada kim var?
Pencere gibi duran sayfada
Açılınca mor renkler sızar.
O gittiğinde yağmur yağmadı;
İçimde koskoca boşluk kaldı.
Ayak sesini beklerim hâlâ,
Gecenin tam da ortasında.
Palamar gibi sarılırken dalgaya,
Gemi usulca durur, yorgun limanda.
Kopsa zincir, savrulur sonsuz boşluğa
Ben seni bağladım kalbime usulca.
Kıyıdan kopan her bir parça rüya,
Bir el dokundu yasaklı kapağa,
Sessizlik delindi anlık merakla.
Karanlık içinden sızdı sancılar,
Seviyor musun ‘un çiçeği,
Sorulmamış sorular gibi.
Ama nedense bilmez kimse,
Eksilir papatya her seferinde.
PARÇALANMIŞ NOTALAR
Kırık bir piyano yalnız başına kalmış odada;
Parmaklarım dokunurken savrulur boşlukta.
Melodin yerleştikçe derinlerdeki gölgeme,
İhanetin bir nota gibi yayılıyor sanki içime.
Kül üfledim avucuma,
Rüzgar düştü başucuma.
Zincir sardı ruhumu,
Kilit açmaz soluğumu.
Yapışmış pıtırak her sokağına,
Unutulmuş sevdalar duvarlarında.
Dikenli bir şehrin ortasında,
Kalabalık ama kimse yok aslında.
Ne ona dokunup el sürebilirim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!