Gece çökene dek içimdeki suskunluklar,
Göz kapaklarımın ardında kalan anılar.
Birer pervane dönüp duruyor sanki,
Yastığımın kıyısında bir gölge misali.
Biz yaz gecesi, çiçeklerin şahitliğinde,
Gelin gülümsedi yıldızlarla gökyüzünde.
Doğanın içinde güzel bir rüya kuruldu,
Mutluluğun resmi nazlı nazlı sunuldu.
Serin bir sessizlik iner, ağacın altına;
Yapraklar konuşur, rüzgârla usulca;
Güneş yorgun düşer, gölgeli yamaçta,
Bir soluk olur, toprakta taşta.
Çocuklar oyun kurar dal izinde,
Sarı kalbimin güneyinde bir yaz,
Solgun kehribardan sessiz niyaz.
Ben avuçlarımda tutarım bu rengi;
Papatya, gündoğdu, nazlı zerdeçal gibi
Bir rüzgar eser altın vurgulu,
Göz kırpıyoruz kameraya,
Kim bilir belki de aya.
Uçuyor selfie kuşları,
Bildim, dolu telaşları.
Kırgınlık taşıma insanı ezen,
Dert büyür de gönüle sığmaz bazen.
Dil var, susar, insanın içi kanar,
Dil var, başka kalpte bir yara açar.
Konuştuğun söz kalbime saplanır,
Kırlangıç süzülürken havada,
Yuva izi kaldı kanatlarında.
Yıllar saklasa da göç yolunda,
Sevdanın yolu düştü oraya.
Bazı aşklar susarak büyür,
Bazı kalpler sessizce gömülür.
Seni sevdiğimi hiç bilmedin,
Değişirdi her şey, görseydin.
Karanlık, bir günah gibi zamanı sardı.
Ay secdeye durdu, gölgeler şahlandı.
Kalplerde yanan isli, paslı kandiller;
Aynada kendini inkâr eden eller.
Dua, dikenli gül gibi kanda saklanan,
Eski bir masalın suskun tanığı,
İçinde ruhumun derinlikleri saklı.
Bir çift göz dikkat kesilmiş bana;
Gelecek olur, parıldayan muamma.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!