Kara düşmüş gönlüme,
Dert dizilmiş günüme.
Kör seher sensiz doğar,
Adını sayıklar duvar.
Elinde ne bir iz vardı ne de bir adres
Soracak kimse yoluna hiç çıkmadı
Taksi durağında oturdu bekledi önce
Yağmur başladı onu orada görünce
Geceyi delip geçen,
Yankı olan sesinden,
Kor gibi düşünden,
Vazgeçtim peşinden.
Her gün uzaklaşan,
Bir şehrin kalbinde kopar velvele,
Gönlündeki en küçük şüphe bile
Çığ gibi yuvarlanır o yokuştan,
Ben ise başlarım yeni baştan.
Üzerime geçirdiler mevsimlik hayatları;
Düşmesin dediler, sabitlediler topuklarımı.
Camın ardında, unuttum ben kendimi;
Bütün hayallerim bugünün sergisinde gibi.
Her gün başka bir kıyafet, aynı boş bakış;
Senin adın hiçbir tohumda geçmiyor;
Bahar defterinde adına rastlanmıyor.
Şifrelenmişsin taşın içinde belki de,
Ama kırılmadıkça bilmez seni kimse.
Gidiyorsun sen; benim yüreğim kırık.
Yakarsın kına ellerine, tamam mı artık?
Gönlümün ortasına açtın sen bir yara;
Ben sustum; sen doyarsın kelamlara.
Neden güneşi gölgeliyorsun gecemde?
Dokunduğun umut, kirli ellerinde.
Sözlerin ibaret hep kandırmacadan,
Sen iyi anlarsın alengirli laflardan.
Bir hayal kurdum yüreğimin ta içinden,
Taşlara basa basa yürüdüm en derinden.
“Sen yapamazsın, zor, olmaz.” dediler,
Nereden bilsinler ki, onlar hiç denemediler.
Acıyı bir battaniye misali,
Örter üstüne sıkıca, dinlemez beni.
Uzun zaman önce üşümüş belli,
Bir daha ısınamamış içi.
Bir kadın ağlar, bir çocuk susar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!