Koyulaşırken akşamın rengi,
Adı konmamış hazan gibi.
Bir ses duydum içimden
Ben gibi tanıdım sesinden.
Bozkırın sarı gülleri,
Ekmeğe vurmuş eller.
Anam her gün erken kalkar,
Süt sağar, sonra ateşi yakar.
Çaydanlıkta duman tüter,
Harman yeri düz ola,
Gönlüm yana köz ola.
Yâr gitti gelmez geri,
Elâleme söz ola.
Yollarıma duman inmiş,
PROVASI
Ağzımdan çıkan her söz bir dua gibi,
Evrende salınır, döner sana gelir geri.
Ne söylersen o gerçekleşir, inan bana.
Kelimelerin kaderindir, söyleyeyim sana.
Cumbalı evlerde sararmış perdeler;
İçinde susmuş sesleri, zor geceler.
Her harç bir öykü, her çivi bir dert;
Yaşlı şehir her şeyi bize anlatır elbet.
Kafayı koyacak yer bulamayanlar,
Bu devirde yastıkla konuşur olmuşlar.
Pamuk adam sessizce dinliyor sizi,
Kimileriniz de duvara döküyor içini.
Ellerimle dokundukça hissediyorum tenimle.
Neden hep geceleri konuşuyorsun benimle?
Düşüncelerimin varsın hep arka cebinde.
Yeşil zambağı sıkıca tutmuşsun ya elinde .
ÇIĞLIĞI
Ayın çatlamış dudağında gece,
Karanlıkta saklı kalan bilmece.
Kimin duasında unuttun adını?
Duymadılar mı senin feryadını?
70
Bir yıldız kaydı, sonra düştü hayatımızdan
Gök hâlâ yansıyor üstümüze ışığından
Yine mi haksızlık, yine mi biz?
Susunca büyüyor içimizdeki kriz.
Yine mi bekleyeceğiz, çekeceğiz sineye?
Peki ya hakkımız, kaldıysa bir yerde?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!