Bak, susuyorsam yanlış anlama asaletimden;
Her zaman bu sessizlik değil, incelikten.
Ben yolu yürürüm ama haddini bilenle;
Sen güneşi sahiplenen cinstensin gölgenle.
Gökyüzü, bir annenin sessizliğiyle uyanmış.
Bulutlar kan kokusu ile ağır, güneş utanmış.
Toprak, ölülerin sıcaklığıyla hâlâ nefes alıyor
Ve her taş, suskun bir mezar taşı gibi bakıyor.
Deniz, dalgalarını kıyıya vururken ağlıyor.
Gökyüzünde yanık bir perde,
Gözlerimdeyse mor bir gölge.
Açan çiçek küllerin arasında,
Gece ne kadar kırılmış olsa da.
Ateş gibi yanarsın, soğuğun ortası su,
Yüreğinle akarsın kutup dansıdır bu.
Sen dönersin etrafımda hayat döner,
Bana yön olmaz sana yar ışık söner.
Gölgen düşer içime, karlar erir bir an,
Çölde susuz kalmış yolcuya,
Geceyi unutturan bir duaya,
Bir ışık olmuş, girmiştir sıraya;
Kuzey Yıldızı derler onun adına.
İçinden çıkamadığın mahpus hayat.
Senin kurduğun labirent olmasın.
Sensin içindeki en büyük hakikat.
Ruhundaki kıvılcım asla solmasın.
Ay gümüş bıçak gibi deler sanki geceyi,
Ufuk çizgisindeki lacivert duran perdeyi.
Bir damla sessizlik, bir nefes derin hüzün,
Kırgın rüzgarların altında solgun yüzün.
Lise yıllarından kalma bir hikaye,
O her zaman takipte, kızın peşinde.
Her teneffüs bir ihtimaldi sadece,
Sürekli bakardı, şimdi gülümser diye.
Görünmeyen o ıssız gizemli şehirde,
Haritası yok ama kalbimin ta içinde.
Ne yıkılır ne çürür zamanın ellerinde;
Kubbesi örülmüş çiçekten sevgiyle.
Görünmez zinciri kim çözüyor,
Madem ki içimde sırlar büyüyor.
Okunur gözlerde görünmez satır;
Umudun gölgesiz tacı takılır.
Yıldızın kalbinde gizli bir yangın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!