Bir Serap gibi durur, sanki gecede.
Bir nefes alırsın ürperir perde.
Kalbimin içi duman, camdan eskitme;
Üflesen, ne varsa dağılır içimde.
Sakın söz söyleme, gözlerin yeter.
Sabahın çiğinde yıkanır düşüm,
Bir dal ucunda geçti ömrüm.
Kırmızı bedenli, siyah benekli,
Kırılgan, masum uğur böceği…
Oldukça narin kanatlarımla
Ben gecenin koynunda yola çıkan,
Düşlerime zincir vuramaz zaman.
Gönlüm yorgun, gözlerimse yaşlı;
Bilirim, yol uzun, dikenli ve taşlı.
KOYAMADIM
Düşüncelerime uyku saati koyamadım,
Gece çalışan hayalleri soluyamadım.
Ruhuma kalp kırıklıkları birden doluyor;
Ancak benimle sessizlikte konuşuyor.
Kara düşmüş gönlüme,
Dert dizilmiş günüme.
Kör seher sensiz doğar,
Adını sayıklar duvar.
Geceyi delip geçen,
Yankı olan sesinden,
Kor gibi düşünden,
Vazgeçtim peşinden.
Her gün uzaklaşan,
Bir şehrin kalbinde kopar velvele,
Gönlündeki en küçük şüphe bile
Çığ gibi yuvarlanır o yokuştan,
Ben ise başlarım yeni baştan.
Üzerime geçirdiler mevsimlik hayatları;
Düşmesin dediler, sabitlediler topuklarımı.
Camın ardında, unuttum ben kendimi;
Bütün hayallerim bugünün sergisinde gibi.
Her gün başka bir kıyafet, aynı boş bakış;
Senin adın hiçbir tohumda geçmiyor;
Bahar defterinde adına rastlanmıyor.
Şifrelenmişsin taşın içinde belki de,
Ama kırılmadıkça bilmez seni kimse.
Gidiyorsun sen; benim yüreğim kırık.
Yakarsın kına ellerine, tamam mı artık?
Gönlümün ortasına açtın sen bir yara;
Ben sustum; sen doyarsın kelamlara.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!