O gittiğinde yağmur yağmadı;
İçimde koskoca boşluk kaldı.
Ayak sesini beklerim hâlâ,
Gecenin tam da ortasında.
Yine geldi bir akşamüstü,
Özlemin ise içime çöktü.
Geçmişin yorgun gölgesi,
Korkarak uzattım elimi.
Palamar gibi sarılırken dalgaya,
Gemi usulca durur, yorgun limanda.
Kopsa zincir, savrulur sonsuz boşluğa
Ben seni bağladım kalbime usulca.
Kıyıdan kopan her bir parça rüya,
Bir el dokundu yasaklı kapağa,
Sessizlik delindi anlık merakla.
Karanlık içinden sızdı sancılar,
Seviyor musun ‘un çiçeği,
Sorulmamış sorular gibi.
Ama nedense bilmez kimse,
Eksilir papatya her seferinde.
PARÇALANMIŞ NOTALAR
Kırık bir piyano yalnız başına kalmış odada;
Parmaklarım dokunurken savrulur boşlukta.
Melodin yerleştikçe derinlerdeki gölgeme,
İhanetin bir nota gibi yayılıyor sanki içime.
Kül üfledim avucuma,
Rüzgar düştü başucuma.
Zincir sardı ruhumu,
Kilit açmaz soluğumu.
Yapışmış pıtırak her sokağına,
Unutulmuş sevdalar duvarlarında.
Dikenli bir şehrin ortasında,
Kalabalık ama kimse yok aslında.
Ne ona dokunup el sürebilirim,
Bir lahza ki sükûtun eşiğinde,
Çizilmiş bakışın, sanki eski bir şiire,
Terin geceye, adeta sürülmüş dua;
Dokunmak ne mümkün, edilir imtina.
Bir mühür dudakların, kırılmayan;
Bir pusulam yoktu elimde,
Ne rüzgarın yönü belliydi,
Ne de fırtına dinecekti;
Ama yürüdüm kendim gibi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!