Başım, tepe başında rüzgârlı harman yeri;
Savrulur sancılı beynimin çatlayan taneleri.
Bâd-ı sabâ beni de al, götür gittiğin yere;
Bırakma ne olur bahtımın hırçın yeline.
Ne yazıldı kadimde kaderde, kim bile?
Bâd-ı sabâ beni de al engin sinene.
.......
......
Çocuklar masum, mazlum, mahzun… bir inci,
Onlar ki müstakbelin mukaddes emanetçisi.
Yüzlerindeki tebessüm bayramın habercisi,
Yüzlerindeki tebessüm bayramın habercisi.
Nedir senlik benlik? Her şey neşede bir olsa,
Ne karaladınsa derme–çatma şiire ait, kaldır at.
Gözüm açık gider ölürsem, yazamadan bir kırık naat.
Bırak benliği, cürmün neki hak(k)'ın yanında;
Zatında benliği eritenin mükafatı, hakkın katında.
Gönlümden tutanım tek “O” olsun, yeter;
Kim atabilir ki beni O’ndan uzağa?
Erişilmez O, bana benden yakın…
Bana yalnızca O’nu anlatın;
Benlikte boğulan beni bırakın.
Ben hüzün ülkesinin menhûs gulyabanisi,
"O", harikalar diyarının değiştirilemez incisi.
(1995)
Duygulandım görünce küçük odalarını, boş;
Sesin yoktu, çare yok… Bağırsam duyulmaz, boş.
Hikâyeler anlatırdınız; hatırlarımda ne hoş…
Bir Fatihim diyenim olmaz; beklemem boş.
Günahı omzunda, küçük emanetlerle hava atan;
Tek büyük “O”, yıldızları tesbih gibi oynatan.
Doğum ve kabir arası uzun yol, bir anlık mesafe;
Kirlenmeden girebilmek kabre, işte büyük mesele.




-
Gokhan Gunduz
Tüm YorumlarŞiirlerinde derin bir tefekkür ve anlamlandırma var. Değer verilecek olana yönelme duygusu. Kısa ve öz. Tebrikler