Alın terlerinin ufak bir kolu
Şehirleri yutan sel
Emperyalist kahpe faklarını
Bozan el işçinindir
Sarayların süslü avizelerinden
Çok daha iyi aydınlatır
Beni korkuyla denemeyin,
Beni yoklukla denemeyin,
Beni yoksullukla,
Beni yolsuzlukla,
Hele zorlukla hiç...
Şiir bilinmezlik ceketini giydiğinden beri
Şarkılara yakışmıyor sesim
Okunmayı bekleyen kitaplar
Masamın üstüne çöreklenmiş yıldız kümeleri
Koparmaya kıyamıyorum, cahilliğim bu yüzden.
Birden oluşuverdi her şey
Korkunç bir hızla yeşerdi ağaç
Devasa dağlar fışkırdı yerden, asimetrik
Ana rahmine ruh üfledi melek
İşte böyle başladı macera.
Evrende kapladığın bütün alan;
Hiçlerle kışlar çarpımı
Sürekli dağılamazsın, hadi toparlan!
Kendine acımanın ne yeri, ne de sırası
Bizi bu mağlubiyetle baş başa bırakıp gidemezsin
Bunu sen bilemezsin, gidişin ölümün bir başka türlüsü
Meğer yıllardır bana olan öfkenin sesini kısmışsın, yoksa duyardım
Ben sana uyardım her ne yapacaksak, aksi mümkün değil!
İçimde binlerce mahzun kuşun ölüm türküsü.
Fi tarihiydi hatırlıyorum
El ele aşmıştık ağlama eşiğini
Açıldı çelikten perde
Aşkını unutmuş meftunlar gördük,
Dervişine koşan asalar...
Ağaçların göğe uzanmasıydı boynumuz
Artık anlamını yitirmişti yüzümdeki giz
İsmim çoktan silinmişti tırnak uçlarımdan
İhtimal, belki de bir dereydim senden önce
Sığ, ıssız, yalnız bir eski dere...
Sular ne yöne akar bilmezdim,
Hiç bitmezdi zihnimdeki kaotik cendere
Aklımdaki son seviye siyaha
Gedan tsuki atıyor Z Kuşağı
Herkese açık bir konserken öykülerim
Olumlu cümlelerin erdeminden muaf tutulmaları
Tartışmasız benim de kabahatim.
Çok da önemseme kendini
Zira, raconu formüller keser
Hız eşittir yol çarpı zaman
Ve artık teker puştça döner,
Olayı o.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!