Fi tarihiydi hatırlıyorum
El ele aşmıştık ağlama eşiğini
Açıldı çelikten perde
Aşkını unutmuş meftunlar gördük,
Dervişine koşan asalar...
Ağaçların göğe uzanmasıydı boynumuz
CENTİLMENLİK KAZANSIN
Aklımdaki son seviye siyaha
Gedan tsuki atıyor Z Kuşağı
Herkese açık bir konserken öykülerim
Olumlu cümlelerin erdeminden muaf tutulmaları
Ne tuhaf kaç beden bir göğsü tuttuğunu bilmeden
Bir sütyen kopçası görünce heyecanlanmak
Ne acı mutlak doğru olduğu bilinen
Bir durumu ispatlamak için çırpınmak
Ve ne güzel uzun yaz gecelerinde birden içimizde beliren
Sırra kadem basmak bıkkınlığı.
Neden erken bu veda?
Oysa çekmecelerim var daha karıştırılacak
Yoksullukla, masamda tanışacağım akşamleyin
Daha bir gün öncesinden tanışıklığımızı unutarak...
Sanırsın ki bu aralar
İpini kopartmış yırtık uçurtma gönlüm
Ama gideceği rota belli
Mecburi istikametim sürekli sen
Sana yüreğimden damıtılmış
Ne aşk cümleleri kuruyorum bir bilsen
Ey vebalini ödeyemeyeceğimiz günah
Ey hesabını veremeyeceğimiz kurban
Utançlarımızın en masum lekesi,
Affet!
Her savaşın ortasına bırakıp seni,
Öfkeni deniyoruz.
Kanım sıcak olsa da
Kâinata ısınamadım
Bin insana değişmem
Bir planktonu
İçimdeki boşluğa sonsuz resif sığar.
İmrenmeyin
Yaldızlıdır yalnızlığım
Ne sandınız!
Sızlanmak acizlere yaraşır.
Gün geçtikçe kaçıyor yaşama hevesim
Elim yorganıma uzanmıyor
Üşüyorum.
Penceremde bir kuş titriyor
Tir tir...
Bir bir ortaya çıkıyor suçluların yüzleri
Ruhum durağanlaştıkça
Durmadan arabalar geçer caddeden
Durmaksızın sorguluyorum neye inat doğdum ben?
Hani ara ara aklıma gelmiyor da değil
Kime ispat etmeye çalışıyorum adamlığımı
Ve bunca yokluk içindeyken




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!