Gün karanlığa döndü yüzünü
Güneş göç eyledi uzaklara
Elleriyle lambalarını yaktı kent
Geceyi, leziz bir çay gibi
Tavında demledi Tanrı
Beş parasızız yine
Tutucu bir şehirde
Şık bir meydan...
Meydanda oynak bir kürsü...
Kürsüde bunak bir şovmen...
Ama yine kaçak dövüşüyorsun
Göz boyamanın marifetli ustası.
Biz tanışsak olay olur biliyor musun?
Hecelerine ayırıyorken henüz
Yeni öğrendiğim ismini
Diyarbakır Surları'ndan ölüme atlar gece,
Dünya aydınlığa erişir
Bunu kimse istemez, lanetleniriz.
Düşlüyorum,
Yine avuçlarımın içinde yüzün,
Sıcacık...
Yakın çevremiz bezmiş yaşamaktan
Uzak kentlerde insanlar ölüyor
Gerçek, düşe mani
Uyandık Aysun Hanım
Sahipsiz kapıların
Özgürlüğe açılması gibi aralandı gözlerimiz
Apaydın her yer
Gökyüzü bizi uyutunca
Geceliğini çıkarmış üzerinden
Gitmeleri büyütme gözünde
Tek kamyona sığıyor koca ev
Bazen gurbete sığınıyor insan
Anlamını yitiriyor bütün söylev
Hayyam...
Dinsiz bir meczup...
Demirbaşı cehennemin
Şairliği, filozofluğu, kıvrak zekası
Hep şirk.
Karanlık geceme süzülen
Bembeyaz bir ışık hüzmesi gözlerin
Kara sularıma sızıyorsun topluma inat.
Kabuğunu kıramazsın ama
Uğraşmayın anlayamazsınız
Akıl ermez ölümcül yalnızlığıma.
Kurtulmak için yüksünen karanlığımdan
Mazbut adımlarımı kararlılıkla atıyorum kalabalıklara
Dışarısı hazin bir gurbet,
İki sokak ötesi yabancı
Aylak insan meşguliyetiydi işlerim
Gün aşırı son treni uğurlardım gardan
Bir gece dönüş yolunda ansızın
Gözlerim değiverdi gövdene.
Beklemekten kök salmış
En saygın ağacıydın İstasyon Caddesi'nin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!