Bir yerde his de yanılır
Ona bakma
Senden bana fayda yok
Benden sana olur ama.
Ne bileyim abi
Hiçbir şey yapamazsam
Gün karanlığa döndü yüzünü
Güneş göç eyledi uzaklara
Elleriyle lambalarını yaktı kent
Geceyi, leziz bir çay gibi
Tavında demledi Tanrı
Beş parasızız yine
Tutucu bir şehirde
Şık bir meydan...
Meydanda oynak bir kürsü...
Kürsüde bunak bir şovmen...
Ama yine kaçak dövüşüyorsun
Göz boyamanın marifetli ustası.
Nereye varır bu yolların sonu?
Bilirim,
Karınca yuvaları hep yönümü bulmam için
Peki ya zemheri ayında avuçlarıma konan kelebek...
Gerçeğimle yüzleşmek için midir?
Biz tanışsak olay olur biliyor musun?
Hecelerine ayırıyorken henüz
Yeni öğrendiğim ismini
Diyarbakır Surları'ndan ölüme atlar gece,
Dünya aydınlığa erişir
Bunu kimse istemez, lanetleniriz.
Bir acayip zamandan geçiyoruz
Bu yaklaşan kıyamet değilse, ne?
Göğsüne çiçekler ektiğim toprakla uzlaşamıyoruz
Sarkaçlar birer durağan nesne.
İçimde heyecan yaratmaya meyilli bütün kelimeleri
Sürgüne yolladım
Umudun canı cehenneme
Dağıttım sahte şölen alanındaki davetlileri
Kadehlerden en sevdiğim kadının ismini döktüm yere
Hiç acımadı canım
Hiç olmayacak yerlerde,
Alâkasız zamanlarda
Aklıma düştüğünü
Düşlerimin en korkunç anlarında
Düşlüyorum,
Yine avuçlarımın içinde yüzün,
Sıcacık...
Yakın çevremiz bezmiş yaşamaktan
Uzak kentlerde insanlar ölüyor
Gerçek, düşe mani
Uyandık Aysun Hanım
Sahipsiz kapıların
Özgürlüğe açılması gibi aralandı gözlerimiz
Apaydın her yer
Gökyüzü bizi uyutunca
Geceliğini çıkarmış üzerinden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!