Güzleri gülmezdi yüzümüz
Çirkinleşirdi şah damarlarımızın atışı
Bize en çok yakışan kıştı
Hüznün çanları çalardı o vakit
Bir acayip zamandan geçiyoruz
Bu yaklaşan kıyamet değilse, ne?
Göğsüne çiçekler ektiğim toprakla uzlaşamıyoruz
Sarkaçlar birer durağan nesne.
Boğulacakken tenhasında yalnızlığımın
Çıldırmak üzereyken kaçtım evden
Caddeler alabildiğine insan
Hızla, koşarak uzaklaştım sahte tebessümlerden
Ben hep sana özendim
Hele ki gitmekse konu daha bir fazla.
Zaten cesaretine de hep imrenmişimdir
Söyleyemediğim nice şey gibi.
Gün sıradan başlıyor
Öfkeden köpürüyor deniz
Güneş mesaisinde
Buraya kadar her şey normal,
Buna alışığım.
Müştemilatında şiirlerin barındığı
Göç artı bir
Dev bir ev bu şehir
Öyküye özenen sokaklarda
Vatanından göç eyledin diye utanma çocuk
Ebleh diyarlardan kaçışın
Övüncün olsun
Yıka ellerini duru sularla
Ellerinde kiri kalmasın ellerimizin
Savaş senin suçun değil
Bir kısım toprak için
İki hısım
Üç hasmını öldürdü
Karanlıktı,
Ay ağladı
Dörttü saat
Görecelidir uyanmanın güzelliği
Buzdan küre ellerin kan doğruyor sevdama
Militan saçların dağınık
Bakışlarında hasta umutsuzluğu
Yatağın kırışan tarafı kopyası yüzünün
Benim hep kafam bozuk
Görüyorum ki;
Yine müsait bir yerde meyil ediyorsun inmeye,
Gidiyorsun...
Ben durur muyum sanıyorsun ardından?
İlk iş, kapıya kadar yolcu ediyorum seni
Hazin vedalaşmadan sonra




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!