Direnişi dişleyince
Açılan iştahının
Hatırı var geçmişte.
Kim ki bunu yok sayar,
Allah'a şirk koşar, koşmasın!
Düşlüyorum,
Yine avuçlarımın içinde yüzün,
Sıcacık...
Yakın çevremiz bezmiş yaşamaktan
Uzak kentlerde insanlar ölüyor
Gerçek, düşe mani
Uyandık Aysun Hanım
Sahipsiz kapıların
Özgürlüğe açılması gibi aralandı gözlerimiz
Apaydın her yer
Gökyüzü bizi uyutunca
Geceliğini çıkarmış üzerinden
Hayyam...
Dinsiz bir meczup...
Demirbaşı cehennemin
Şairliği, filozofluğu, kıvrak zekası
Hep şirk.
Karanlık geceme süzülen
Bembeyaz bir ışık hüzmesi gözlerin
Kara sularıma sızıyorsun topluma inat.
Kabuğunu kıramazsın ama
Uğraşmayın anlayamazsınız
Akıl ermez ölümcül yalnızlığıma.
Kurtulmak için yüksünen karanlığımdan
Mazbut adımlarımı kararlılıkla atıyorum kalabalıklara
Dışarısı hazin bir gurbet,
İki sokak ötesi yabancı
… Zordaydım,
Sert adamlar rehin aldılar bileklerimi
Munis insanlar haydut huzurunda yargılanırken
Hâl çaresini bulup
Korkaklık pahasına oralardan civa gibi aktım,
Yaşamak için doğru olanı kaçmaktı.
Herkes bilir geçmişimi
Sakıncalı sokaklarda ağzımda jilet gezdirirdim
Konuşurken yarısı yaralanırdı harflerin
Şarap, bir zaman makinesi gibi
Şişeye çekip yutardı beni, o derece
Böyle böyle ciğerimi kendimden bezdirdim
Zor günler, hüzünlü...
Uzaklığın ölçüsünü nasıl anlatayım ki sana?
Metreler evrensel değil neznimde
Her kapının ardında büyür özlemin.
Bir yerde his de yanılır
Ona bakma
Senden bana fayda yok
Benden sana olur ama.
Ne bileyim abi
Hiçbir şey yapamazsam




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!