Biraz engebeli yolun sonunda,
Kendini çıkmaza vuranın gitti.
Üzülme; boşuna senin yolunda,
Bir engelmiş gibi duranın gitti.
Belki "sessizliği" tercih edişin,
Sohbetini gülüşünü,
Gidişini, dönüşünü,
Hayallerini, düşünü,
Her şeyini sevmişti adam...
Konuşunca susardı,
Bal damlardı dudaklarından.
Yüreğim hiç bana, şikayet etme,
Sen kendi yüzünden çektiklerini.
Onca dedim bana bedel ödetme,
Geçtin bir dünya tüy diktiklerini.
Bir türlü yolundan edememiştim,
Bilinesi şey değil, bende olduğun yerin,
Ondan n'olur al dedi, yüreğine çok beni.
Bilinmesin mümkünse sakla iyice derin,
Kimselere gösterme yüreğine sok beni.
Dedi; gözümde yüzün ıraksın aklım firar,
Yazarken onsekizmartbindokuzyüzonbeşi,
Tarihe düşmüş büyük tarih bu sefer sensin,
Böyle kaydetti dünya, çünkü yoktur bir eşin,
Topçunun denizciyi dövdüğü zafer sensin.
Gören dedi nedir hali,
Hele benim halime bak.
Fırlattı bardak misali,
Kırdı beni zalime bak.
Durgun sanırsın hayat bol tekrardan ötürü,
Oysa vakit sel gibi göstermez müsamaha.
Geç; değişmez bu hayat, denilen tevatürü,
Neler değişir neler, gör akşamdan sabaha.
Erimez bitmez sanıp zaman denilen bloğu,
Dilimde tüy bitti, tinde tahammül,
Bir şeye bin yemin ettim yetmedi.
Meram anlatmaya, ayrıca formül,
Bulmaya çalıştım zihnim yetmedi.
Edilmezken bir tek yalan beyanat,
Ben yeniden yangınım,
Senden gayrı yakmasın.
Farklı olur yangınım,
Sana kimse bakmasın.
Her nazarı hücumda,
Yetiyor güneş almama,
Yüzünde ışıyor gülmek.
Başkasını bilmem ama
Sana yakışıyor gülmek.
Attığında şen kahkaha,




-
Göknur Albasan
Tüm YorumlarŞiirleriniz çok güzeller. Kaleminize sağlık