Suyun kıymetini bilirdi toprak
duysaydı, kuruyan damağın hasretini
görseydi, titreyen dudağın ıstırabını
hiç bırakır mıydı tatlı damlalarını
gözden düşen tuz sarılmışken dudağa.
Hanginize yanayım
Hanginize dua olayım
Hanginize ağıt
Yer ağıt olmuş göklere
Gökyüzü yere dua,
Gözlerdeki korku içimi deliyor
Ey gönlümün beşerden tek efendisi
ne zaman adını yazmak istedimse
kalem titredi döktü yaşlarını mavice
kağıt inledi.nurunu, Muhammedi öpünce
dilim dudaklarımı yaladı
adın dudaklarımdan geçince
Ne zaman bir yer tezgahını gezsem
ve ne zaman bir müzik sesi duysam
sayfa sayfa ağladığını duyarım kitapların
nota nota hıçkırığını duyarım bestelerin
bir kitapçı rafında, bir müzik evinde olmalıyken
tozlu adımlarda bekleşen şiirlerle birlikte
Bir şeyi ne kadar özler insan
En çok ne özlenir, kim
Çocukluk mu,gençlik mi
Yitip gidenler mi
Sevgili mi özlenir en çok
Seni düşünüyorum ey insan!
Başımı yastığa koyup
Ayaklarımı karnıma çektiğim zaman
Seni düşünüyorum ey insan!
Sıcak çorbamı kaşıklayıp
Sonbaharı çok severim
En çokta Eylül 'ü
İlk kez bu ayda birini sevdim
İlk kez bu ayda biri beni sevdi
Pencerelerini hiç bu kadar sevmemiştim
Perdeyi her aralayışında.
Gece, dinlenmekte kıyısında sabahın
gece yorgun, gece çirkin evladı alemin,
gece, yastığı, yatağı, yorgun gündüz'ün,
gece, annesi kuş'un; tinercinin, dilencinin,
gece, negatif resmi, arabıdır gündüzün.
Garbın bir köşesi hep aydınlıkmış
haziranın bir gününde
öyle anlatmıştı; votkanın sertliğini
yüzüne kan damarları ile çizen yaşlı satıcı
cebindeki şişeden kopabildiği dünde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!