Kış, hiç sevmedi zayıflığı
çocukluğumdan bilirim,
sokak başlarında gecenin himayesinde
arsız pusular kurardı tüm sevimliliğiyle
gah mis gibi kestane kokusu
gah fırın duvarlarından sızan ekmek buğusu
Gece çöktüğünde yalnızlıktan korkuyorum
karanlığın, penceremden bakışını görmekten,
yıldırımların, her çakışında yatakta büzülmekten,
korku anında Allah'a yakarışı unutmaktan korkuyorum
bir gün sahipsiz kuytu bir köşede ölmekten,
ateşler içinde yanarken ya da nefessizken,
Hani başımda gezen bulutlar
saçlarımı yıkayan yağmur
tenimi okşayan rüzgar
Hani yüzüme gülümseyen güneş
sırtımı dinleyen duvar
Her geçen gün biraz daha yalnızlaşıyorum,
geriye dönüpte yad ettiklerimden.
Çocukken, sabahın ilk ışıklarında uyanır,
ebeveynlerim, sabah namazını kılarken
pencereden, cıvıldaşan kuşları seyrederdim.
bir şarkı mıydı cıvıldadıkları
Meçhul olsan bile,
Ellerim boş gelemezdim
gözlerimde ıslaklık
yüreğimde kıpırtılar da olmalıydı
zamansız girdin dümenime
Yangınlardan kaçırdığım
Telepati nedir bilirmisin
bir ses duyarsın kulaklarından evvel
birini görmüşündür ya gözlerinden evvel
birine sevdiğini söylemişsindir ya
ve duymuş, görmüş gibi yanıbaşında
bir his çağlayanı, melekedir aslında
Birbirine kenetli, mülteci bakışlı taşlar
hangi tarafa döndüyse yüzünü
rüzgar, işaret etti kaygan sıvıya
kalbine inemediği düşmanını;
bazı sokaklarda çözülmüştü direnci
yorgun ve yarım bakışlarında ürkeklik
''Bir Eylül'e ithafen''
Otuz üç yaşındayım
yolun yarısına iki adımlı
otuz üç adımlı basamaktayım
Hz.isa'nın yaşındayım göklere yükselirken
Her sabah, rüyalarımızı anlatırdık,
her sabah bir başka heyecanla..
Ben, seni..
Sen ise, ölümü.,
Kollarımız sıkı sıkı sarılıyken
gözbebeklerimden usulca kayıpta gittin.
Öyle zamanlar var ki;
beynimin süzgecinden geçirdiğim
nadide kelimeler zonkluyor içimde
emzireceğim sahifeler
sevda yoksunu duygular arıyorum
ağırlığı yormuyor bedenimi;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!