Ensar Cevval Şiirleri - Şair Ensar Cevval

Ensar Cevval

İstanbul’un en güzel mevsimi sonbahardır
sapsarı altınlar gibi dökülen yaprakların
ruhu okşayan hışırtısına kulak kabartılır.
Üsküdar’da, Çamlıca da içilen çayların tadı doyumsuzdur;
dökülen yaprak oldu mu hoş amma,
yitirilen dostlar olunca burulur yürekler inceden

Devamını Oku
Ensar Cevval

Yaşadığı yerde mutlu olmalı insan,
soluduğu hava sökmüyorsa ciğerlerini,
içtiği sigara yakmıyorsa genzini,
hele bir de tutmuşsa sevdiğinin elini
kök salıp bağlanmalı şehrine.
Doğduğu topraklara hasreti bitmeyecek

Devamını Oku
Ensar Cevval

Bir eylül sabahında yere düşerken
Sarı yapraklar kurutmuş ıslak bedenimi
Hüzünlü bakışlarımın sebebi budur
Yarım dudak gülüşleriminde keza

Bir eylül sabahı kapım vurulurken

Devamını Oku
Ensar Cevval

Yazdığım şeyler duygularımdır
içimde büyüttüğüm bir sevgi,
gökyüzüyle buluşmaya hasret
bir hücre mahkumu,
meme isteyen bebek,
uçmak isteyen kelebek;

Devamını Oku
Ensar Cevval

Yolculuk işte,
Ahşap binaların arasından geçiyorum
önce dik yokuşlar karşılıyor adımlarımı
cumbası fesleğenlerle süslü camlar
ve nefes alışım gibi gıcırdayan yapılar.

Devamını Oku
Ensar Cevval

Yolun yarısına bir adım kala
Geriye dönüp de bakmak istiyor insan
eksilerden kurulmuş basamaklar
akla ziyan sorular
o basamakları nasıl aşmış bu adımlar

Devamını Oku
Ensar Cevval

Bu şehrin insanları tuhaf bir bilmece
Kuşu,böceği; çiçeği de keza
Pencere kenarında dalıp giden gün
Atılan ekmeğe lakayıt martılar
Boğazdan gelip geçen gemiler
Ve işte, kadim şehirde ilk saatler.

Devamını Oku
Ensar Cevval

Bir gece, bir güzel gördüm
Bir Ahu sanki kelimeler etmez kifayet
gece mail olmuş, alem bitâkat
söz sûkut olmuş, sûkut bimarifet
gözlerinde yanar aşkın ateşi
venüs'ün, züleyha'nın kız kardeşi

Devamını Oku
Ensar Cevval

Zaman nasıl da akıp gitmekte
dün neredeydik, şimdi neredeyiz
ne çabuk da ağardı saçımız, sakalımız,
yüzümüzde çizgiler,
gözlerimizde garip bir alem
demek, hiç farketmemişim yaşlandığımı

Devamını Oku
Ensar Cevval

Yalancı baharı yaşıyorum yüreğimde
bir ikilem içindeyim, anlatılmaz
bir yanım, çöl sıcağında suya hasret
öbür yanımı sorma; sanki kıyamet.

Bir çift zeytin karası gözde, kayboldunuz mu hiç?

Devamını Oku