Sendin geceyi ele veren.
Nasılsa karanlıkta gözükmezdi.
Ellerin, boynumda iki boğumla;
Nefes kesen sessizlikte.
Önce düşlerin dövüşür,
Sonu gelmez tekrarla.
Çok şiir yazdım.
Yalnız seni okudum!
Gözlerime bıraktığın mısraları.
Tuzuyla denize savurdum.
Gel gitle,
Yanlış yere daldım.
Kanlı bıçaklı...
Oysa tam dediğin yerden dönmüştüm.
Seni gördüğüm yere sırtımı verip.
Karşı ki sokaktan girdim.
Yanlış yerden geldin zulüm ?
Yanlış yerden!
Tam bankalara sövecekken;
Sövmek de günah... faiz kadar
Şu icralar cehennemlik, memurlar zebani.
Elbette, elbette buluruz!
İKİNDİ
Kartondan kale,
Karşı kaldırımda dizili mıcırlar.
Erler hazır kavgaya,
Sek sek oynayanlardan uzakta.
Ben, buralarda takılıyorum!
Sancaklı mahalleler, ışıkları sisten puslu...
Göz gözü gören bir "kuytu"
Suyu ısınmamış, yazı serin.
Birbirne benzer binaları, insanları...
Ve seni unutturacak hiç bir şey yok buralarda.
İlerisi günlük güneşlik,
Burada yağmur fırtına var,
Kara bulutlardan gölgeli.
Ölüm var, kıyameti cennet gibi şehadetli.
Kiminde feryat, dizlerde figan.
Ayrılık mıydı bu ağlanan?
Bu kadar acıyı nereye sığdırsam.
Sonu gelmeyen cümleler içine mi.
Her hecede bir kahır yüklense satırlar.
Harf harf alsa üzerimden.
Benim bile alınmayacağım bir anlam çıksa.
Çıksa şu parmaklarımdan.
Neşesinden dönerek kalktı bu sabah. Katlanarak güldü gözleri.
Bugün ne bir kiri, ne de tortusu vardı aşkın.
Baktı kızıl, kızıl ellerine!
Hangi çiçekte değişirdi bu renk?
Başı döndüğü leyla odalarında.
Bak camlardan taşıyor bahar,
Sessiz gecelerin,
Çıkmaz sabahlarında.
Düşlenen güneş gibi.
Bekledim kızaran gözlerindeki...
Büyüyen beni.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!