Ve veda şiirlere...
Sadece içimde mırıldanıp unutacağım.
Çocukluğumun hayalleri gibi.
Tutunamayacak satırlarda.
Kalemi kırık düzenin.
Tabi ki haksızım.
Öyle olmasa gidermiydin?
Sözü kesip gideceğini düşünmeden.
Hak tanıdım, bana hakkı olan bazı kelimelere.
En başından özür dileyerek başlasaydım.
Olurmuydu böyle bir hakkın?
Dağları ne yürütür ?.
Kuşlar ne götürür ağzınd?...
Bunca ses kalırımı kimsenin kulağında?.
Yalnızlık, uğultulu bir manzarada...
Suyu çekilir bulutların.
Yol bulur dağların altında!...
Geceler size ne söylüyor.
Nasıl dalıp birden bire.
Birden bire sabaha çıkıyorsunuz?
Öyle yorgunum, öyle bitkin.
Öyle kendimden itici.
Saatlere kırıcı.
İçeri girince..
Yüzüme vurur bir sıcaklık.
Perdeler çekili, koltuklar boş.
"Senmi geldin" diye bekleyenim hariç.
Merak edenim var elbet.
Saate bakmak için araladığım kapıdan.
Kala kaldı dilimde adın
Üzmezmi, sevgili?
Severmi ebedi, Severmi kadın.
Sustu sözlerim beni misali
Ucu biten kalem değil!..
Satır, satır dolan kağıt var.
Silip geçse de silgiler.
Yaşanmış hayattan tortular var.
Ne hatırlanır yazılan...
Nede unutturur silinen...
Marşa bastım bir lira gitti
Evden işe otuz dakika, ömür bitti.
Çay içtim üçüncüsü kesti.
Gaz kolunu çektim, geldiği dipti.
Dikkat kırmızı.
Davet var
Ezanla çağıran
Sela ile arayan
Musallaya bir sefer için
Secdeler var
Ne zaman yağmur yağsa.
Çatıda var senfoni.
Rüzgarlarda demli bir çay.
Islığa koşar tozlar.
Güneş açar, altında ateş pahası.
Tam burası.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!