Nasıl öldürdün beni?...
Onca badireden kadere havale.
Naz'dan dile düşmeyen şükürle.
Göz yaşından akan duayla...
Son nefesi alamadım, bakışlarında.
Sen miydin?
Fındık bahçelerinde tütünü bırakıp,
Vergiye bağlanmış sigaraya dönen!.
Bir gittin, daha dönmedin ?
Haraca bağladı istanbul, kirasıyla,, faturasıyla.
Oysa çividen dudağı kararmıştı.
Toz ışığı nasıl süsledi.
Hayatımın kiri.
Ufalanır ellerinde.
Suda bir serinlik var.
Hıçkırığını kesen.
Söz var.
ÜSKÜDARDAN BİR MIRILTIı
Asyadan uzun düşler kıyılara,
Avrupa çoktan çıkmış hayalden.
Denize düşer gün batımı
Yine elimde bir sigara
Soğuktan...
Yüzüm öyle uyuştu ki.
Ne yalın ateş.
Ne de sıcak akan su.
Isıtmaz avuçların kadar.
Kar yağdımı İstanbul'a.
Bir alev alırdı, sarı ışıklarda taneler.
Nur topuydu, ellerimizde kürediğimiz mermi.
Yüzleri kızartan soğuğu nefesimizle buğulardık, duman gibi.
Sonra...
En çokta beni sevmeyişini sevdim.
Sevseydin; ağırlığım kalırdı üstünde.
Taşıdığım seninle sevgimi.
Üst üste bindirip, hafiflerdin.
Göz, göze bakmak kalırdı bize.
Sevseydin; konuşmamıza gerek kalmazdı.
Geceler hâlâ soğuk
Hani gökyüzü yorgan
Toprak yatağımızdı
İnsan aşık olunca inanıyor
Bu yalana.
Yinede güzeldi yaşamak.
Beni anlamadığın zamanları bilirim
Gülerim bu haline....
Tekrar baştan alırım.
Sen gözlerinle bile bakışımı dinlersin.
Kendi halime gülerim...
Aynı şeyleri konuşmak
Ben değil, zaman yorgun.
Ondan bu kadar hızlı geçmesi, bitsin diye
Ve beni tüketmesi
Her yeni bir güne rağmen.
Şimdi o salıncakta oturup,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!