Bunca yılın kahrı
Bir kâğıt için miydi?
Şimdi çoluk çocuk gözler yolumu.
Ne varsa cebimde, öyle yükseldi bu bina.
Dünyada mekân da mı olacaktı, şükürle bakarken
şu kâğıda...
Geceler hâlâ soğuk
Hani gökyüzü yorgan
Toprak yatağımızdı
İnsan aşık olunca inanıyor
Bu yalana.
Yinede güzeldi yaşamak.
Beni anlamadığın zamanları bilirim
Gülerim bu haline....
Tekrar baştan alırım.
Sen gözlerinle bile bakışımı dinlersin.
Kendi halime gülerim...
Aynı şeyleri konuşmak
Ben değil, zaman yorgun.
Ondan bu kadar hızlı geçmesi, bitsin diye
Ve beni tüketmesi
Her yeni bir güne rağmen.
Şimdi o salıncakta oturup,
Ay ışığında çamaşır kurutan kadar ahmaksın.
Uyurken kendini kaybedecek kadar yatağa bağımlı.
Son derece rüyalarını hatırlamayacak kadar da sahipsizsin.
Söylesene, seni usandıran neydi hayatta.
Yaşam akıp giderken yaşlanıp, yaşayamamak mı?
Son nefesi alıp, aya baka kaldığın yerde unutulmadan.
Ve veda şiirlere...
Sadece içimde mırıldanıp unutacağım.
Çocukluğumun hayalleri gibi.
Tutunamayacak satırlarda.
Kalemi kırık düzenin.
Tabi ki haksızım.
Öyle olmasa gidermiydin?
Sözü kesip gideceğini düşünmeden.
Hak tanıdım, bana hakkı olan bazı kelimelere.
En başından özür dileyerek başlasaydım.
Olurmuydu böyle bir hakkın?
Sessiz, dingin sabahı bekleyen bir gece.
Tepelerin rüzgârdan kalkan tozu dinlenmiş.
Homurtuları yutmuş develer susuz.
Aşağıda ayak gezdirip arananların gecesinde.
Yok duyulsun bir canlının kımıldaması.
Gönüllerde bir sükût.
Dağları ne yürütür ?.
Kuşlar ne götürür ağzınd?...
Bunca ses kalırımı kimsenin kulağında?.
Yalnızlık, uğultulu bir manzarada...
Suyu çekilir bulutların.
Yol bulur dağların altında!...
Geceler size ne söylüyor.
Nasıl dalıp birden bire.
Birden bire sabaha çıkıyorsunuz?
Öyle yorgunum, öyle bitkin.
Öyle kendimden itici.
Saatlere kırıcı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!