Kimi zaman,
Yağmurlar hüzün taşırdı.
Ayrılık, en çok sonbaharı severdi.
Her mevsimin bir aşkı,
Her yolun bir bekleyeni vardı.
Biliyor musun dün ne düşündüm?
Duvarda bir sinek ölmüş.
Nasıl silsem de
Sinek bir daha ölmese…
Bir can küçücük de olsa,
Oyuncak Zamanı
Bütün çocuklara…
Bir oyuncağa değişirdi hayatı.
Bir oyuncakla büyürdü hayaller.
Bazen küçücük bir tahta araba,
Benim çocukluğumda böyle değildi.
Çamurdan ev kurar,
Telden araba yapardık.
Hayalimiz zengindi,
Oyuncağımız fakirdi.
İsyan etmek… Kime?
Boşlukta asılı kalan bir geleceğe mi?
Umutsuzluk, bunalım…
Niçin, niye?
Neden gülmez insanlar doyasıya?
Neden gülemezler gönüllerince?
Eski olan sadece zaman aslında,
Yıllar önce bugün diye yaşanmıştı yaşadıklarımız
Şimdi geçmiş zaman diyoruz.
Koştuk, zıpladık çocukça şeyler yaptık,
İp atladık, top oynadık sonra yorulduk yemek yerken uyukladık.
O DA YAŞAMDI
Bilmem ki, nereden başlasak!?
Umutlara mı, yoksa hakikati arayan hayallere mi ağıt yaksak?
Mevsimlerden nevbaharı anlasak,
Haftalara, yoksa aylara mı ağıt yaksak?
Haram Seni Yemeden Kendine Gel
Neden Haram yer insan?
Oysa haram yer insanı derinden derine.
Kul hakkı diye bir şey bilene.
Karınca
Ağırlığının elli katı kaldırırmış karınca.
Şaşırdım kaldım bu hikmeti duyunca.
Okumayı, okutmayı, geçmişi unutunca,
Bilmez olduk bilecek ne varsa.
İşte Hayat
Gülmek, ağlamakmış bazen,
Göz yaşı sevgiden de ötede bir şey…
Duyguların ağırlığıdır yaşam.
Uzadıkça ömür,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!