Eşekler önde, üstünde yük,
Koyunlar peşinde, çoban arkada.
Dağlar soframız, karlar suyumuz.
Gökyüzü çatımız, rüzgar yoldaşımız.
Bir baş soğan, yanında koyunlardan çökelek.
Boş ver be abi!
Olur, be abi!
Dediğin olsun.
Alıp başımızı gidelim.
Gidelim de kime dilenelim.
Bir kedinin dişi kırılmış,
Atlarken duvardan.
Bir hamal parasını alamamış.
Bir çocuğun kalemi kaybolmuş,
Silgisi de.
Dünyanın en güzel yerine konmuşuz kuş misali,
Bir dala değil, bir duaya tutunmuşuz.
Sen ben yok; biz varız.
Hep biz olmalıyız.
Musibet gelmeden ders almalıyız.
Karanlık örter mi günahları?
Hiç yerde kalır mı mazlumun ahı?
Karanlık bir gecede,
Kara bir taşın üzerinde,
Bir karınca yürüse,
Görür Rabbim karıncayı,
Aynı Şeyler
Aylardan ağustos tarih on beş,
Günlerden cumartesi.
Henüz gün batmamıştı,
Aynı şeyler bir kez daha yaşanmıştı.
Balsız arı neyse,
Çölde aldanılan bir serap neyse;
İmansız gönül de öyledir,
Dışı canlı, içi susuz bir çınar gibi.
İman olmayınca,
Şair Neylî, Neylesin?
Hani yağmur yağmıştı bir akşamüstü.
Sınava geç kalmıştık.
Sınavdan sonra mutluyduk.
İstediğimiz, beklediğimiz sorulardı.
Anadolu'nun
Dolu dolu bir insanı vardı.
Bir tas çorbayı berekete,
Bir selâmı muhabbete çevirirdi.
Batı'yı taklit etmeden önce,
Ben Sizin Yaşınızda
Babama…
Tarlada çift sürerdim hiç durmadan,
Siz acizsiniz bir kürek toprak atmaktan.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!