Etmeyelim üç günlük dünyada haset;
Nefsin en sevdiği azık, şehvet ve menfaat.
Övgüler dizer isyana,
Günahın ateşini gizlice harlar.
Uyarsan nefsine bir kez,
Küçük Bir Manzara…
Bir karıncanın bilmem ne derdi vardı?
Bir sağa bir sola koşturuyordu...
Bir kuş ötüyordu ağacın dalında.
Renkleri izliyordu bedavadan.
Bir damla düşer ya yere!
Ve bin bir parçaya ayrılır, ya!
İşte, sözüm onlardan bir zerresi.
Belki de lafügüzaf ettik sadece.
Gönül verdik şiire de güzele de,
Bardağımızı aşkla, sevgiyle dolduralım;
Gönülden gönüle sevgi çiçekleri bırakalım.
Kâbil değil, Hâbil olmaya çalışalım;
Bedduaya değil, duaya el açalım.
Hakir görmek, hor görmek ne haddimize!
Yol ne kadar sürecek?
Hangi yoldan söz ediyorsun sen?
Ömür yolculuğu mu,
İşe gidip geldiğin yol mu?
Biri gölgesi akşamla kaybolan bir ağaç,
Zaman Seni de Yenecek
Milattan önce yaşamış biri.
O da gülmüş bizim gibi.
Zaman miladı kovalarken,
O seyretmiş gülerek.
Yağmurdan Yaprağa Bir Yoldur Şiir
Çevirme sırtını şaire.
Bak neler var şiirde.
Sevdadan aşka, medeniyetten kültüre.
Güzeli yakalama çabası ve ötesi.
Yalnız
Yalnızlık, korku olur yüreklerde
İnsan yalnızken anlar eğriyi, doğruyu
Gündüz değil de yalnızken,
Yalnızken hesaba çeker kendini.
Selam bir başka olmuş bu âlemde,
Şiir de yazı da kuşa dönmüş.
Mektup kâğıdı çöp olmuş,
Yârim, e-postasında nick’ini değiştirmiş.
Bir zamanlar mektuplar vardı;
Huzur dolar gönüllere, gönüller bahar olur;
Zikrullahla pas tutmuş kalpler yeniden nur bulur.
Allah'tan gelene bilâ kayd ü şart inanmaktır;
Zikrullah ile insanoğlu ancak kurtulacaktır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!