Dalgın dalgın bir bakışa,
Ve sonsuz bir hüznün gölgesine,
Sığınırız bazen.
Sıcacık bir "merhaba" sesi,
Derinden etkileyiverir sizi.
Doksan dokuz yalan kurgulamışlar,
Haklıyı haksız, kurdu koyun saymışlar.
Helâl haram demeden nefse kul olmuşlar,
Gözlerimize baka baka buna da haber demişler.
Bizi bize bırakmadan at oynatıyorlar,
İnsan Olana
Ezmek, ezilmekten zordur insan olana,
Ders olursa kalbi kararmış vicdansızlara.
Merhamet, kılıçtan daha keskinmiş bilene.
Nadan ile düşüp kalkma, olursun deli divane
İstanbul’a Şiir Yazmak
Anlatmak baştanbaşa bu şehri
Tarihini, güzelliğini, yolunu sokağını…
İstanbul deyip geçme
Malzeme çok anlatmak zor nedense.
Ansızın gelecek bir gün; bütün yollar bitecek.
Bir fincan çay, bir ömre; bir tebessüm, yıllara bedel olacak.
Özetler geçecek gözümüzden, gönlümüzden;
Bir film şeridi gibi...
Yorgun argın,
İnce Bir Hesap
Mahzun kalplerdedir Mevlâ
Bilene dert, bilmeyene zevktir dünya.
Makam, mevki, şöhret, para…
Günah
Gizlemek gerek günahları,
Hem işlemek günahı,
Ardından övünerek anlatmak bin kere…
Oldu bir dert, bin işkence.
Gurbet...
Sabrı ilmek ilmek işlemektir.
Sevdayı,
Taşa kazır gibi
Kalbin en ücra köşesine yazmaktır.
Karşılık beklemeden güler çocuklar.
Çünkü onlar henüz öğrenmemiştir
Hesap yapmayı, rol yapmayı, saklanmayı…
Gülmek; sevgidir, neşedir, umuttur.
Bir çocuğun yüzünde açan tebessüm,
Merhamet diye inliyor insanlık,
Adı konulmamış bir vahşetin gölgesinde.
Birkaç süslü ifadeyle kandırıldık,
Binlerce sessiz çığlık göğe yükseldi.
Çıkarların merhameti ezip geçtiği bir dünyadan söz ediyoruz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!