Buralarda kavurucu sıcak yazlar,
Kışları sert geçer, teni yakar ayazlar
Bembeyaz karlar, saçaktan sarkar buzlar
Ateşi sönük olur sobasının, odunu külsüz
Kenarından seyreyler tüm şehri, fukara evler
Sorarım sana, ona
Gözyaşında çağlayan damla oldun mu hiç?
Siyahından aktı mı senin de tanelerin
Yüzünde kezzap izi bıraktı mı?
Bilseydi ayrılık var
Farkındalık çatısı altında yol alırken
Etrafında nelerin olup bittiğini anlayabilir
İnsan emin adımlarla ilerliyorken
Koluna kalbine taktığın da olmuyor
Kaybolur takıntısı karanlığına çekilip
Çığlığımsın, ruhumsun, çöle düşmüş serabım
Cavidan’ım, cananım, genim, tenim, meleğim
Canımsın, cananımsın, arzuhalim, figanım
Zerrelerimde narsın Cavidan’ım, cananım!
Aşkımızı taşırım kalbimin mabedinde
Hayatı boyunca devamlı yürüyecekti
İnsanoğlu ömür kervanına takılıp gidiyor
Ölümüne kadar yeni şeyler öğreneceksin
Güzel ahlak doğruluk dürüstlükle erdemli!
Kul hakkıyla insanlık derslerini dokuyan
Hiç bıkmadan usanmadan taşırım
Sevgisin, sevdiğimsin tılsımlı hazinem
Güneşim bekler ısıtmak isterim
Göğüs kafesine alsan, koşsam damarlarında
Nefesim kesiliyor nefesini tutarak yolla bana
Öyle çok sevdi ki
Cesaretinden bağrına ölümü bastı
Bastı da sevdi kaderi
Kardelen aşkı rızasıyla
Ölüme atlayıp kar tanesi saflığında sevdi
Gecesinde uyuyan hece
Hangi harami yolunu kesti?
Nerede nefes nefese kalan anılar?
Soluğun gelir sırat köprüsünden
Girdapların gölgesinde kalan,
Gölgesiz koymak yakışmaz sana
Toprağından fışkıran
Pıtırcığın senin
Senin gibi olmalı
Kanadı gökkuşağı
Uzattım elimi sana tutasın diye
Yazdan kalma sokaklarda yüzünü çağırır
Bilmem ki hangi hüznün darağacındasın?
Bir köşede oturup hasreti gömmektesin
Uzattım elimi sana tutasın diye!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!