Hakikat er ya da geç ortaya çıkacak
Hakkın adaleti mutlak yerine ulaşacak
An geldiğinde haline kimse acımayacak
Herkes gibi ben de zevkle seyredeceğim
Korkudan kaçacaksın, ya da hangi farenin deliğinde?
Senin hüsnü zannın boşu boşuna,
Milli töresi kültürü, bitmeyen bir nesil unutmaz
Biz boşa mı sevdik, eski ruhlu dokuları?
Eski zaman kokulu çiçeği, ağaç işlemeli çeyiz sandığında hala duruyor
Bohça bohça yeşil sabun arasında saklı,
Bir avuç sevgiye elbette layıktı insanoğlu
Tılsımıyla özel korunan sandıkta hazinesi
Almayı unutma, kendinde var sonra vermeyi
Bilmelisin çalıyor, merhametli de unutturma
Sevgi vardı dopdoluydu, olmalıydı her çağda
Doğan tüm günde müjdesiyle tüm gecede!
Ben seni nasıl tarif edeyim?
Ey sevgili!
Hüzün verdin gam verdin
Ben se dört duvar arasında
Dünyadan habersiz
Gözümün feri feriştahı sensin sen
Kalbimin sırrı sihri sesin
Tarumar olmuş hayatımın kalemi
Yangın yerini yapan yağmur
Kelimemsin her cümlemde
Sevgi neydi?
Gülle bülbülün aşkı mıydı?
Avuntusuz sızlayan, ciğerinin başköşesine sığdırdığı
Annesinin bebeğin, korkusuz, deliler gibi dokunuşu muydu?
Her nefeste yaşadığı mabedinde yok oluşu
Fiyakalısından lacivert..
Sarı şeker tadında,
Portakal çiçeğinin kokusu sarmış
Hafiften yumuşak!
Bu güzelim esinti aklımı alan türden
Eğer istersen sen de başka bir insanı aklınla
Hangi şartlar altında doğru hilesiz yüreğinle
Hayatı hakkında görmeden fikirler yürütebilirsin
Geçmişini hissedebilir, tarifsiz tanıyabilirsin
İnsanın duygusal kişiliği geçmiş yılların izleriyle
Ne söylenir bilmem ki gece
Güzel gündür dönen
Şafağı bekleriz
O bilir görür
Bakarken göz kırpar
Herkes niye bu kadar çok seviyor?
Geçmedi mi geçti gitti tükendi hayaller
Bir bıçak gibi kesti biçti günler diyorlar
Bilmiyorlar ki ben hiç yere çatışmadım
Küsmedim geçmişe çünkü seviyorum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!