Çelimsiz çağırma bağırma
Gelmez gelemez yanılma
Kararsız kızıla kahküllenir
Yansın sabah küsmesin gece
Karşı gelen kirpikler sıralanır
Söylenmiyor ki,
Ah piripadişahım sorarlarsa ne denilecek?
Gam çizgisinin yükü ne?
Aslının nerden gelip nereye gittiği nedendir,
İki kaşın gözün arasında kalan sılası.
Zemzemleşsin yedi iklim, yedi gök, yedi yer
Yedi verenler açılsın
Say edelin yara almadan
Kâbe’nin veda tavafı zordur
Gözünü alamazsın kopmak istemez
Akşamlar tek gözlü
Kolay gelsin akşamlar!
Dilruba olmaz mı?
Varın türküsü hiç olur mu, olmaz!
Sorumluluk sistemlerin dilsiz çilesi
Zaman kısıtlı
Doyumsuz arzuyu ister
Kışımda kar yağışı yok
Fırtınalar uzak durun benden.
Durun baharımı kurutmayın
Kuş gözünden olurdu bir odalı, sofası bakla evimiz
Nasırlı ellerinden ustamın, coşkuyla şekillenir
Sarı samanla toprağı karıyor, berdi’yle kamıştı eskisi
İsiyle pişerken, ateşi közlü kutsaldır ekmeğimiz!
Sahibinden habersiz, yalnız kızgın mezarlarımın
Derin bir nefes alır burnun direği sızlar
Önüne konan çanakta beyaz aştı
Yıkıldı dünyası, yumulan tüm hücreleri
Dün leğende yıkadığın kız çocuğu!
Vefasız olurmuş meğerse cahil yurdu
Bitiveriyor acı dolu yılların yorgunluğu
Nankör insanların içinde kayboldum
Unutamam asla iftiralarla yok edenleri
Küçücükmüş ruhun, erdemin körmüş
Doğuran kısrak utansın
Ölmeye değil toprağında kar beni
Yeşersin daima
Fışkıran bir volkan
Ümit ümide yol bulur Tanrı’nın kaleminde
Ah elmanın kızılımsı rengiyle uyumlu
Bağrıma
Elmasıyla al bahçesi
Mihrabın nerede?
Nedensiz yere közlenirsin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!