Atalarımız çadırlar dokurdular keçi kılından
Ellerinden göğe çığlık çığlığa uçan kartalları
Obası yemyeşil mecralarda, otlayan kırmızı
Alaca bulaca, gürbüz, neşeli kişneyen tayları
Masmavi şırıl şırıl akarsuların da korkusuz
Henüz on beş yaşında kirpiği kıvrık gözünde
Su gibi duru bakar, tezgâhtaki nakışı öğrenir
Bir elinde kilimin türlüsü, avuçlar kaygıyısını
Kelep kelep sarılacak yünün iplerini bilir, dokur
Gelinlik kız başına takmışlar fesi gümüş paralı
Hep beraber kadersiz kalmak için mi girmiştik kavgaya?
Karanlık duyun içine beraber dalmıştık
Üstelik büyük sofrasına diz dize oturup
Ekmeği yanığıyla birbirimize pay etmiştik
Farkında olmadan belki de söylemiştik
Az Gelir Yüreğe Bilesin!
İstemez miyim gerçek bir suçu suçluyu sonsuza gömmeyi?
Sapıkça işlenmiş hatayı, nefis köpeğinin eline düşmüş kıvranır
Başından ezmeyi ve öfkeyi de kini de azaltır Önce idam etmeyi,
Uyduruktan üfürükten de işlenirmiş cinayet
Masum sınırsız sezgisi
Kalbin hazinesi zerresi
Katlanır kıymetiyle ses verir
Sesiyle kara kışta bahar
Öğretir sırlı okulun yolu göz alfabesi
Beni bulsun ellerinin güneşi
Işıl ışıl gülsünler
Topla tüfekle şenliğe yolu davulu
Çalsın zurnanın kavalın dağlamasın!
Sarısıyla gül gibi geçinip gideriz
Nasip diye bir hudut var efendim! Sınırları çevrili
Duracağın noktayı cümlesiyle sizde bileceksiniz!
Ulu ortaya öyle bir durdururlar ki tereddütsüz,
Göreceğiz haddi aşmayı, aklınız başınızda mı?
Utanmadan yaşa ki, zalimin ettiği zararlı bilgi,
Bekletme yol ver gidelim buralardan
Serileyim soluna bakmadan
Çekip gitmek istiyorum
Itır kokusunda kıtmir uyansın
Yediler sofrasına konuk oluyor aşk
İliklerine kadar acımasızca,
Kırmızı gelincik!
Buğulanır gözlerim kapalı
Birden uyandım
Bende kalmışsın,
Sevindim
Tek istediğim kırmızı gül,
Yapraklarına savrulabilmek
Kadın İrem bağlarına
Cennetine, patikasız yolculuğa!
Azgın sularda emek veren




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!