Davulla dövülür, zurnayla çalınır da
Düğün dernekle dostlar ağaran
Günde çağrılır güne gölgelenir
Avuç avuç buğdaylar baş aşağı serpilir
Gelin teli yanağına süzülür
Kırmızı gelincik tarlasında bıraktığım
Kız çocuğu öpüyorum seni avuç içlerinden
Bir kez daha sımsıkı özlüyorum sarmaşık tadında,
Hasretinle inan ağlamak istiyorum
Hala omuzlarında masum gözyaşlarını silsem,
Çilingir sofrası bu olmalı
Besmeleyle başlayan
Reyhan Cenneti mi?
Kevser Suyu dedikleri bu olsa gerek.
Çağlamak istiyor
Gizem,
Olabildiğince gerçekti renksiz bezgindi
Tuhaf değildi
İlk kez emanet bırakışıydı
Düşleri geceye serzenişiyle
Ektim envai renkleri
Bağrıma kıza kıza
Bu öyle durum değil,
Sınırsız ruhumun hafifliği
Sayesinde çok güzel
Gece söz verdi yorgan döşek
Çiy tanesi aşkı söyler serenat
Biz bize gerek bir de aşk
Mekânı yer, rızası gök
Gelincik çiçeği şiir gibi bakan
Karanlıkta yol bulur, durulur billur damlası
Okyanusa doğru akar açlığı, ruhun girdapları
Çıralanır çığırtkan isli, puslu buharı da biçare
Sorarım sığar mı yiğit, sessizce toprağa
Gök kubbe de kandaş, incesinde akar nehirleri
Kadın yeri geldiğinde hanım
Gerektiğinde ırgat, bazen savaşçı
Zamanı gelince canıyla candır
Güldüğünde aydınlık umutla güneş
Dünyada ağlarken sulu sulu yağmur
Melekleri mavisinde gördü
Masum denizin orta yerinde,
Çocukları çok ağlattı, yeter güldürelim diyen sesini işitti
Ve utanmak diye bir şey var ki burada, şu devirde
Niye yoktu?
Ahretteki mutluluk, var olursa yeter
Kendine baktığı gözleri,
Çok yoruldu
Özlemleri en güzeli!
Yıllar tükenişe giderken,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!